117 Yaşındaki “Süper Asırlık” Maria Branyas’ın Genetik Sırrı Çözüldü
2024 yılında 117 yaşında hayata veda eden ve dünyanın en yaşlı insanı unvanını taşıyan Maria Branyas üzerinde yapılan bilimsel incelemeler, uzun ve sağlıklı yaşamın biyolojik şifrelerini ortaya çıkardı. İspanya’daki Josep Carreras Lösemi Araştırma Enstitüsü’nün yürüttüğü çalışma, Branyas’ın kronolojik yaşı 117 olsa da, hücrelerinin biyolojik olarak çok daha genç birine ait olduğunu kanıtladı.
🧬 Biyolojik Saat Geriye İşliyor
Branyas’ın kan, tükürük ve idrar örnekleri üzerinde yapılan detaylı analizler, bilim dünyasını şaşırtan sonuçlar verdi:
- Genç Bağışıklık Sistemi: Asırlık çınarın bağışıklık sistemi, kendisinden onlarca yıl genç bireylerle aynı direnç seviyesini gösterdi.
- Kusursuz Damar Sağlığı: Vücudundaki iltihaplanma (enflamasyon) oranının son derece düşük olduğu ve damar sağlığının mükemmel seviyede korunduğu tespit edildi.
- Bağırsak ve Kalp: Kalp fonksiyonları ve bağırsak florası, yaşlanmanın yıkıcı etkilerinden neredeyse hiç etkilenmemişti.
🥗 Yaşam Tarzı mı, Genetik Piyango mu?
Uzmanlar, Branyas’ın uzun ömründe Akdeniz tipi beslenme ve aktif sosyal hayatın etkili olduğunu belirtse de asıl farkı yaratan unsurun genetik yapı olduğu sonucuna vardı. Branyas’ın DNA’sında, beynini ve bağışıklık sistemini yaşlanmaya karşı koruyan nadir genetik varyantlar keşfedildi. Bu genler, hücrelerin yıpranmasını engelleyen bir kalkan görevi görüyor.
🔬 “Telomer” Paradoksu ve Kanser Koruması
Araştırmanın en çarpıcı bulgusu ise kromozom uçlarında bulunan “telomer” yapılarıyla ilgiliydi:
- Beklenmedik Durum: Normalde uzun yaşamla ilişkilendirilen uzun telomerlerin aksine, Branyas’ın telomerlerinin oldukça kısa olduğu görüldü.
- Koruyucu Mekanizma: Bilim insanları bu durumu bir avantaj olarak yorumluyor. Hücrelerin belli bir noktada yenilenmeyi durdurup ölmesi (kısa telomer etkisi), kanserli hücrelerin vücutta çoğalma şansını ortadan kaldırarak Branyas’ı kanserden korumuş olabilir.
Bu araştırma, ileri yaşın mutlaka hastalıklarla dolu bir süreç olmak zorunda olmadığını kanıtlayarak, “sağlıklı yaşlanma” stratejileri için bilim dünyasına yeni bir kapı araladı.