Tarımda Otonom Robot Dönemi

Tarımda robot filoları dönemi yaklaşıyor. Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarım Makineleri ve Teknolojileri Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Ahmet Çolak, otonom robotların 2050 yılına kadar tarlalarda filolar halinde çalışacağını belirterek tarım sektöründeki köklü dönüşümün kaçınılmaz olduğunu ifade etti.
İklim Değişikliği Teknolojiyi Zorunlu Kılıyor
Tarım sektörü, iklim değişikliği ve su kısıtı nedeniyle kritik eşiklerden geçiyor. Sensörlerden otonom traktörlere, veri analitiğinden yapay zeka destekli karar sistemlerine uzanan yeni dönem, tarımda köklü bir paradigma değişimine işaret ediyor.
İnsanlık tarihiyle başlayan tarımın Sanayi Devrimi sonrasında buharlı makineler, traktörleşme ve Yeşil Devrim uygulamalarıyla mekanik ve endüstriyel bir dönüşüm yaşadığını hatırlatan Prof. Dr. Çolak, bilişim teknolojilerinin devreye girmesiyle sensörler, büyük veri, IoT ve yapay zeka destekli sistemlerin tarımı dijital, otonom ve veri temelli bir yapıya taşıdığını söyledi.
Çolak, makineleşmenin tarımdaki kritik rolünü şu sözlerle anlattı:
“Tarımda makineleşme çok büyük arazilerin çok kısa sürede işlenmesini sağlıyor. İnsanoğlu iklim değişikliğiyle gelen zaman kısıtını ancak böyle bir güç kaynağıyla aşabiliyor. Çiftçilerimiz traktör kullanmak zorunda çünkü iklim değişikliğini de göz önüne aldığımızda işlenebilir alanların tavına geldiği anda toprağa girmeniz lazım.”
Tarım 5.0’a Doğru İlerliyor
İklim değişikliğinin neden olduğu sel, su baskını ve aşırı yağışların tarımda iklim temelli kararların alınmasını zorunlu kıldığını belirten Çolak, tarım 5.0’a doğru ilerlerken iklim temelli akıllı hassas tarım sürecinin geliştiğini, kararların artık çiftçiler yerine veri mühendisliği ve bulut bilişim sistemleriyle desteklenen tarımsal teknolojilerle verildiğini ifade etti.
Makinelerin akıllı sistemlere dönüştürülerek iklime rağmen çalışabilmesinin mümkün olduğuna dikkat çeken Çolak, şunları söyledi:
“İklim değişikliği tarım teknolojilerinin yönünü belirlemeye başladı. Sensör teknolojisi burada devreye giriyor. Çevresel denetimin yapılabilmesi için havanın nem oranı, güneş ışığının şiddeti, sıcaklık, yağış miktarları, bitkinin ve tarlanın su isteği, besin istekleri ve zamanı, bitkilerin ışık yansımalarından elde edilen veriler, hasada yönelik veriler bütün bunların veri olarak kaydedilmesi lazım.”
Hassas Tarımda Değişken Oranlı Girdi Kullanımı
Teknoloji ve dijitalleşmenin hassas tarım döneminde uygulamaya girdiğini belirten Prof. Dr. Çolak, bu alandaki en önemli gelişmeyi şöyle açıkladı:
“Hassas tarımın en önemli göstergesi, değişken oranlı girdi kullanımı. Yani arazinin bir bölümüne ihtiyacı kadar, diğer bölümüne de oranın ihtiyacı kadar gübre ve ilaç atıyorsunuz, sulama yapıyorsunuz. Eskiden alışılageldiği gibi komşu ne kadar gübre atıyor şu kadar, ben de o kadar atayım, yok. Artık gerek uydu aracılığıyla gerekse yer sensörleriyle bunlar tespit ediliyor. Arazinin bir yıl önceki verim haritalarına bakılarak haritalama yapılıyor.”
Robot Filoları Tarlalarda Çalışacak
Yakın gelecekte tarımın her aşamasında veri analitiğinden ve teknolojiden çok daha fazla yararlanılacağına işaret eden Prof. Dr. Ahmet Çolak, tarımda robot filolarına ilişkin öngörülerini şu sözlerle paylaştı:
“Otonom robotlar olacak. Bunlar tarlada 2050 yılına kadar mutlaka olacaklar. Hatta sadece tek bir robot olarak da değil, filolar halinde olacaklar. Tıpkı işçilerin imece şeklinde işe koyuldukları gibi koyulacaklar. Bu kaçınılmaz. Bunların gerçek zamanlı çalışabilmesi için nesnelerin interneti kullanılacak, yani bunlar birbiriyle haberleşecekler. Birbirlerinden haberleri olacak, ne kadar topladıklarından haberleri olacak. Bir dron havadan uçarak o bölgedeki verimi tahminleyecek ve bir başka robot bunun geçerlemesini yapacak.”
Çolak, tarımda robot filoları, dronlar ve insansız araçların seferber edilmesiyle sağlıklı ve güvenilir gıda üretimini destekleyecek yöntemlerin geliştirileceğini, çiftçilerin bu sistemleri mobil uygulamalar veya akıllı makinelerle kolayca uzaktan yönetebileceğini belirtti.
Genç Kuşağın Tarımdan Uzaklaşması
Araştırmalara göre çiftçilerin ortalama yaşının 58-62 arasında olduğunu ve genç kuşağın tarımdan uzaklaştığını hatırlatan Çolak, sözlerini şöyle tamamladı:
“Kuşaklar arasındaki fark teknolojiye yakınlık yönünden önemli. Özellikle genç kuşak teknolojiye çok yakın ve teknolojiyi çok daha verimli, hızlı kullanabilme özelliğine sahip ama bu genç kuşak tarımda yok. Tarımdan uzaklaşıyor. Dolayısıyla robotlar burada devreye girmek zorunda kalabilir. Türkiye için genç kuşağın uzaklaşması çok büyük bir tehlike değil henüz.”
