Kılıçdaroğlu’ndan Emniyet Başvurusu

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) içerisindeki hukuki kriz, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi’nin 36’ncı Hukuk Dairesi tarafından verilen ve parti genel başkanlığı görevine iadeyi içeren kararın ardından yeni bir boyuta taşındı. Kemal Kılıçdaroğlu’nun avukatı Celal Çelik, süreci hızlandırmak ve mahkeme hükmünü fiiliyata dökmek amacıyla Ankara İl Emniyet Müdürlüğü’ne resmi bir dilekçeyle müracaat etti. “Parti genel merkezinin tarafımıza teslimi konusunda gerekli işlemlerin yapılmasını talep ederiz” ifadesinin yer aldığı başvuru, parti içerisinde yaşanan yönetici tartışmalarını hukuki bir zorunluluk haline getirdi.
Avukat Celal Çelik, 23 ve 24 Mayıs tarihlerinde Ankara İl Emniyet Müdürlüğü’ne ilettiği iki ayrı dilekçede, mevcut parti ilgililerinin mahkeme kararına rağmen genel merkezi boşaltmadığını belirtti. Başvuruda, “Cumhuriyet Halk Partisinin temsil yetkisi Genel Başkan Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’na ve yönetimine ait olmasına rağmen, ısrarlı bir biçimde önceki parti ilgilileri tarafından genel merkez boşaltılmamıştır” ifadelerine yer verildi. Milletvekillerinin dahi genel merkez binasına alınmadığı ve diyalog kanallarının tıkandığı vurgulanarak, mahkeme ilamının uygulanması için emniyet birimlerinin devreye girmesi talep edildi.
Bu kritik başvurunun ardından Ankara Valiliği konuya dahil oldu. Valilikten yapılan yazılı açıklamada, mahkeme kararının ve icra dairesi dosyalarının gereğinin yerine getirilmesi amacıyla Ankara Emniyet Müdürlüğü’ne gerekli talimatların verildiği bildirildi. Ankara 3. Genel İcra Dairesi’nin dosyası ve ilgili mahkeme kararlarına atıfta bulunan valilik, Kılıçdaroğlu Emniyet Başvurusu doğrultusunda, genel merkezin mahkeme kararına dayalı olarak yetkililere teslim edilmesi sürecinde emniyetin rolünün kesinleştiğini ifade etti.
Gelişmeler üzerine Kemal Kılıçdaroğlu da örgütüne ve kamu görevlilerine yönelik önemli bir çağrıda bulundu. Kılıçdaroğlu, yargı görevlileri, emniyet personeli ve diğer tüm kamu görevlilerinin mahkeme kararının gereklerine riayet etmesini isteyerek, “Ayrıca örgüt kültürüne ve disiplinine aykırı hiçbir eylem ve davranışta bulunulmamasını rica ederim” dedi. Açıklamasında, mahkeme kararına uyulması gerektiğini vurgulayan Kılıçdaroğlu, “Talimata aykırı hareket edenlerle ilgili gerekli tedbirler alınacaktır” uyarısında bulundu.
Süreç, Türkiye siyasetinde nadir görülen bir hukuki ve idari müdahale sürecini başlattı. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi’nin 21 Mayıs 2026 tarihli kararı, parti içerisindeki temsil yetkisini Kılıçdaroğlu’na geri verirken, genel merkezdeki fiziki devir teslim işlemleri de artık devlet kurumlarının gözetiminde yürütülecek bir sürece dönüştü. İcra memurlarının ve emniyet birimlerinin genel merkezdeki varlığı, parti içi statükonun hukuki karar doğrultusunda değişeceğinin en somut işaretlerinden biri olarak değerlendiriliyor.
CHP örgütlerinde ise yaşanan bu karmaşık süreçte tarafların nasıl bir tutum takınacağı büyük merak konusu. Bir yanda mahkeme kararıyla görevine iade edilen Kılıçdaroğlu’nun hukuki hamleleri, diğer yanda mevcut yönetimin itirazları, Cumhuriyet Halk Partisi’ni tarihinin en sancılı dönemlerinden birine sokmuş durumda. Emniyet güçlerinin genel merkezde gerçekleştireceği işlemler, sadece bir bina teslimi değil, aynı zamanda partinin idari yetki alanının yeniden tanımlanması anlamına geliyor. Hukukun üstünlüğü ilkesi çerçevesinde yürütülen bu süreç, önümüzdeki günlerde Türk siyasetinin merkezindeki en önemli tartışma konusu olmayı sürdürecek.













