Akkuyu Nükleer Güç Santrali Türkiye’nin Enerji Geleceğinde Oyun Değiştirici Olacak
Dünya Nükleer Birliği Genel Direktörü Bilbao y Leon, Akkuyu Nükleer Güç Santrali projesinin Türkiye’yi küresel nükleer endüstrisinin stratejik bir parçası haline getireceğini belirtti.
Dünya Nükleer Birliği (WNA) Genel Direktörü Sama Bilbao y Leon, İsviçre’nin Davos kasabasında düzenlenen Dünya Ekonomik Forumu’nun yıllık toplantıları kapsamında Türkiye’nin enerji vizyonuna dair kritik değerlendirmelerde bulundu. Bilbao y Leon, Mersin’de inşası devam eden Akkuyu Nükleer Güç Santrali projesinin Türkiye için sadece bir elektrik üretim tesisi değil, aynı zamanda stratejik bir “oyun değiştirici” olduğunu vurguladı. Bu projenin Türkiye’yi küresel nükleer endüstrisinin ayrılmaz bir parçası haline getireceğini belirten Genel Direktör, santralin devreye girmesiyle birlikte bölgedeki ekonomik ve endüstriyel dengelerin yeniden şekilleneceğini ifade etti.
Yerelleşme ve Küresel Endüstriyel Entegrasyon
2026 yılı itibarıyla ilk ünitesinin devreye girmesi beklenen Akkuyu Nükleer Güç Santrali, Türkiye’nin nükleer enerji alanındaki ilk tecrübesi olması bakımından büyük önem taşıyor. Bilbao y Leon, projenin en önemli katkılarından birinin “yerelleşme” süreci olduğunu belirtti. Türkiye’deki çok sayıda sanayi kuruluşunun ve şirketin, bu projeyle birlikte nükleer standartlarda üretim yapma kabiliyeti kazandığını hatırlatan Direktör, bu durumun Türk şirketlerine küresel nükleer tedarik zincirinde önemli roller üstlenme kapısını açacağını söyledi. Nitelikli iş gücünün bu projeyle yetişmesi, Türkiye’nin sadece enerji tüketen değil, nükleer teknoloji ihraç edebilen bir konuma yükselmesini de destekleyecek.
Akkuyu’nun etkisi sadece yerel sınırlarla kalmayacak. Bilbao y Leon’a göre, Türkiye’nin coğrafi konumu bu santrali Avrupa, Orta Doğu ve Kuzey Afrika (MENA) bölgesini kapsayan geniş bir alanda bağlayıcı bir aktör haline getirecek. Birçok kıtanın kesişim noktasında yer alan Türkiye, nükleer enerji kapasitesiyle bölgedeki enerji güvenliği ve ekonomik istikrarın merkezinde yer alacak.
Nükleer Kapasitede 2050 Vizyonu ve Lider Ülkeler
Dünya Nükleer Birliği tarafından yayımlanan “Küresel Nükleer Görünümü” raporu, nükleer enerjinin geleceğine dair çarpıcı veriler sunuyor. Rapora göre, küresel nükleer kapasitesinin 2050 yılına kadar mevcut durumun üç katını aşarak 1400 gigavatın üzerine çıkması hedefleniyor. Bu devasa büyüme hamlesinde Çin, ABD, Fransa, Rusya ve Hindistan liderlik koltuğunda oturacak. Ancak Türkiye gibi yeni nükleer ülkelerin projeleri, bu kapasite artışının sürdürülebilirliği açısından kritik önem arz ediyor.
Bilbao y Leon, bu projelerin hayata geçirilmesi için sadece teknolojik yatırımın yeterli olmadığını; doğru politikaların, güçlü finansman araçlarının, hızlandırılmış düzenleyici çerçevelerin ve sağlam tedarik zincirlerinin oluşturulması gerektiğini vurguladı. 2050 hedeflerine ulaşıldığında bile nükleer enerjinin küresel elektrik üretimindeki payının yüzde 10 seviyelerinde kalacağı öngörülüyor. Bunun sebebi ise küresel elektrik talebinin de aynı hızla artması.
Yapay Zeka ve Kesintisiz Enerji İhtiyacı
Dünya genelinde elektrifikasyon süreci hızlanırken, elektrik talebini tetikleyen yeni bir unsur daha ortaya çıktı: Yapay zeka. Veri merkezlerinin ve ileri teknoloji sistemlerinin ihtiyaç duyduğu devasa enerji miktarı, nükleer enerji gibi kesintisiz ve karbon emisyonsuz “baz yük” kaynaklarına olan ihtiyacı artırıyor. Bilbao y Leon, yapay zekanın oluşturduğu bu yeni talep dalgasının karşılanabilmesi için nükleer enerjinin büyümesinin kaçınılmaz olduğunu savundu. Akkuyu Nükleer Güç Santrali gibi projeler, bu tür yüksek teknoloji yatırımları için gereken güvenilir enerji altyapısını sağlayarak Türkiye’nin dijital dönüşümüne de dolaylı yoldan katkı sunacak.
Avrupa’nın Stratejik Hatası ve Almanya Örneği
Davos’taki görüşmelerde Avrupa’nın nükleer enerji politikaları da masaya yatırıldı. Almanya Başbakanı Friedrich Merz’ın “nükleerden çıkış stratejik bir hataydı” şeklindeki özeleştirisini değerlendiren Bilbao y Leon, Avrupa’nın nükleer enerji kapasitesini bir miktar korusa da ciddi bir zaman ve endüstriyel kabiliyet kaybı yaşadığını ifade etti. Almanya’nın verimli çalışan santrallerini kapatmasının tedarik zinciri ve teknik uzmanlık birikimine zarar verdiğini belirten Direktör, Avrupa’nın Çin ve Güney Kore gibi bu alanda hızla ilerleyen ülkeleri yakalaması için endüstriyel kapasitesini yeniden inşa etmesi gerektiğini söyledi.
Küresel Rakamlarla Nükleer Enerji
Güncel WNA verilerine göre, dünya genelinde 31 ülkede yaklaşık 400 gigavat kurulu nükleer kapasite bulunuyor ve bu kapasite küresel elektriğin yüzde 9’unu üretiyor. Mevcut reaktörlerin ömürlerinin 80 yıla kadar uzatılması ve planlanan yeni santrallerin devreye girmesiyle 2050’de bu rakamın 1446 gigavata ulaşması bekleniyor. Türkiye’nin bu büyük dönüşümdeki en büyük kozu olan Akkuyu Nükleer Güç Santrali, hem ulusal enerji arz güvenliğini sağlama hem de küresel iklim hedeflerine ulaşma noktasında Türkiye’nin en güçlü enstrümanı olacak gibi görünüyor.