Dışişleri Bakanlığı Açıklaması AP Kararları Hakkında
Dışişleri Bakanlığı açıklaması ile Avrupa Parlamentosu’nun Türkiye’ye yönelik asılsız iddiaları içeren kararları reddedildi. Suriye ve ifade özgürlüğü konularındaki resmi tepki haberimizde.
Dışişleri’nden AP’ye Sert Yanıt
Türkiye ile Avrupa Birliği arasındaki diplomatik ilişkiler, Avrupa Parlamentosu’nun (AP) aldığı son kararların ardından yeniden gerildi. 12 Şubat 2026 tarihinde kabul edilen ve Türkiye’ye yönelik sert ithamlar içeren raporlara karşı beklenen hamle gecikmedi. Konuyla ilgili olarak yayımlanan resmi Dışişleri Bakanlığı açıklaması, Ankara’nın Brüksel’den gelen bu tek taraflı ve asılsız iddiaları hiçbir şekilde kabul etmeyeceğini net bir dille ortaya koydu. Bakanlık, özellikle Suriye’nin kuzeydoğusundaki durum ve ülkemizdeki temel hak ve özgürlüklere yönelik eleştirilerin sahadaki gerçeklerle bağdaşmadığını vurguladı.
Diplomasi koridorlarında “ezber bozan bir çıkış” olarak nitelendirilen bu Dışişleri Bakanlığı açıklaması, Avrupa Parlamentosu’nun Türkiye’nin iç işlerine müdahale etme çabalarına karşı egemenlik haklarının korunacağı mesajını içeriyor. Kararların içeriğinde yer alan “Kuzeydoğu Suriye” ve “yabancı gazeteciler ile Hristiyanların sınır dışı edilmesi” başlıkları, Türkiye tarafından art niyetli bir yaklaşımın ürünü olarak tanımlandı.
Suriye Meselesi ve İstikrarın Teminatı
Avrupa Parlamentosu tarafından kabul edilen “Kuzeydoğu Suriye’deki durum” konulu karar, Türkiye’nin bölgedeki terörle mücadelesini ve insani yardım faaliyetlerini görmezden gelen bir yapıya sahip. Dışişleri Bakanlığı açıklaması içerisinde bu duruma özel bir parantez açıldı. Türkiye, yıllardır Suriye’nin kuzeyinde oluşturduğu güvenli bölgeler sayesinde milyonlarca Suriyelinin kendi topraklarına dönmesine olanak sağlarken, aynı zamanda terör örgütlerinin bölgedeki varlığını sona erdirmek için büyük bir çaba sarf ediyor.
Ancak AP’nin aldığı karar, Türkiye’nin Suriye’nin yeniden ayağa kalkmasında ve istikrarın tesis edilmesinde üstlendiği kritik rolü tamamen dışlıyor. Bakanlık, Avrupa Parlamentosu’na “sahadaki gerçekleri anlama gayreti” tavsiyesinde bulunurken, Suriye halkının gerçek beklentilerinin Brüksel’deki toplantı salonlarından çok farklı olduğunu hatırlattı. Ankara’ya göre, Türkiye’nin sınır güvenliğini korumak amacıyla attığı adımlar, aynı zamanda Avrupa’nın güvenliğini de doğrudan ilgilendiriyor; dolayısıyla bu tür kararlar sadece Türkiye’ye değil, bölgesel barışa da zarar veriyor.
Yargı Bağımsızlığı ve Egemenlik Hakları
Resmi Dışişleri Bakanlığı açıklaması içindeki bir diğer önemli başlık ise, yabancı gazeteciler ve Hristiyan topluluk üyelerine yönelik iddialar oldu. Avrupa Parlamentosu, bazı sınır dışı kararlarını ifade ve din özgürlüğüne müdahale olarak nitelendirirken, Türkiye bu iddiaların tamamen gerçek dışı olduğunu savundu. Türkiye Cumhuriyeti, bir hukuk devleti olarak anayasal güvence altındaki din ve vicdan hürriyetini titizlikle korumaya devam ediyor.
Bakanlık, bu noktada çok net bir kırmızı çizgi çekti: “Hiçbir yabancı kurum, ülkemizde yürütülen adli süreçlere müdahale edemez.” Bu vurgu, Avrupa Parlamentosu’nun kendisini Türk mahkemelerinin üzerinde konumlandırma çabasına karşı verilmiş bir egemenlik hatırlatmasıdır. Sınır dışı edilen şahıslarla ilgili kararların somut güvenlik gerekçelerine ve hukuki prosedürlere dayandığı belirtilirken, bu durumun bir özgürlük kısıtlaması olarak yansıtılmasının siyasi bir manipülasyon olduğu ifade edildi.
Türkiye-AB İlişkilerinin Geleceği
Söz konusu kararlar, sadece içerikleriyle değil, zamanlamalarıyla da dikkat çekiyor. Türkiye’nin Avrupa Birliği ile ilişkileri geliştirme, Gümrük Birliği’ni güncelleme ve vize serbestisi gibi yapıcı gündemlere odaklandığı bir dönemde gelen bu asılsız suçlamalar, “ilişkilerin ruhuna ters” olarak nitelendirildi. Dışişleri Bakanlığı açıklaması, AP’nin Türkiye aleyhindeki lobi faaliyetlerine alet olmaması gerektiğini sert bir şekilde belirtti.
Türkiye’nin AB perspektifi devam etse de, bu tür “tek taraflı ve ön yargılı” raporların iki taraf arasındaki güven ortamını zedelediği bir gerçek. Bakanlık, Avrupa Parlamentosu’nu iç işlerimize müdahale etmeye yeltenmek yerine, Türkiye-AB ilişkileri için somut ve yapıcı adımlar atmaya çağırdı. Diplomasi tarihinde sıklıkla karşılaşılan bu gerilimler, 2026 yılında da Brüksel ile Ankara arasındaki makasın henüz kapanmadığını gösteriyor.
Sonuç Olarak Ankara’nın Mesajı
Bu son Dışişleri Bakanlığı açıklaması, Türkiye’nin bölgesel politikalarından ve ulusal güvenlik stratejilerinden taviz vermeyeceğinin altını çiziyor. Avrupa Parlamentosu’nun her yıl yayımladığı ve benzer eleştirileri içeren rutin raporların ötesine geçen bu kararlar, Türkiye tarafından “gayrı ciddi ve art niyetli” olarak kodlandı. Ankara, kendi ayakları üzerinde duran, bölgesinde güç sahibi ve bağımsız yargı mekanizmalarına sahip bir aktör olarak, dışarıdan gelen parmak sallamalara karşı kapıları kapalı tutacağını bir kez daha ilan etmiş oldu.
Türkiye’nin beklentisi, Avrupa kurumlarının ideolojik saplantılardan arınarak, Türkiye’nin hem NATO içindeki hem de bölgesel istikrardaki önemini kavrayan bir dille iletişim kurmasıdır. Aksi takdirde, her asılsız iddia sonrasında yayımlanan bir Dışişleri Bakanlığı açıklaması, iki taraf arasındaki mesafeyi biraz daha açmaktan başka bir sonuç doğurmayacaktır.