Site icon Life Haber Ajansı

Dünya’nın İlk Fotoğrafları

uzay Life Haber Ajansı

Müttefikler, 1945’te Nazi Almanyası’nı yendiğinde ABD, adını İntikam Silahı (Vengeance Weapon) ifadesinden alan Almanların güçlü V-2 roketlerinin çoğunu ele geçirdi. Ele geçirilen roketler Avrupa’da fazla kalmadı. Okyanusları geçen parçalar New Mexico’nun güneyindeki kurak düzlüklerde Amerikan mühendisleri tarafından (ve tartışmalı bir biçimde alıkonulan Nazi bilim insanları tarafından) birleştirildi.

Çalışmalar sonunda ekip, 24 Ekim 1946’da teknolojik olarak geliştirilmiş bir V-2 roketini Dünya yüzeyinin yaklaşık 105 kilometre dışına göndermeyi başardı. Bu görev dahilinde Dünya’nın uzaydan ilk fotoğrafları da çekildi.

Ve böylece uzay görevi Dünya’dan milyonlarca kilometre uzakta bambaşka bir konuda olsa bile bulutlu gezegenimize geri dönüp bir bakış atma geleneği başlamış oldu. NASA’nın eski baş tarihçisi Bill Barry şöyle diyor:

Neredeyse her görevde dönüp eve baktığımız bir fotoğraf çekiyoruz.

Mars, Jüpiter ve ötesine giden daha sonraki görevlerde olduğu gibi Dünya’nın ilk fotoğrafı gezegenin eşi benzeri görülmemiş bir görüntüsünü yakalamak için romantik bir çabanın ürünü değildi. ABD’li araştırmacılar V-2 roketini o günlerde büyük ve karanlık bir boşluk olan uzay hakkındaki anlayışlarını geliştirmek için bilimsel araçlarla donattılar. Smithsonian Ulusal Havacılık ve Uzay Müzesi’nde görev yapan uzay tarihçisi ve küratör Martin Collins, söz konusu görevde bilim insanlarının derin uzaydan Dünya’ya sürekli olarak gelen galaktik kozmik ışınların kökenini kavramak istediklerinin altını çiziyor.

Collins, “Fotoğraf aslında bu birincil amacın bir tür yan etkisi gibi bir şeydi” ifadelerini kullanıyor.

V-2’nin taşıdığı film nihayet Dünya’ya düşüp hayatta kalmayı başardığında New Mexico’da bulunan White Sands Missile Range’deki bilim insanları Dünya’nın daha önce hiç görülmemiş bu grenli fotoğraflarıyla büyülenecekti. V-2’nin üzerindeki filmi çölün zemininden alan Fred Rulli, 2006’da Air & Space Magazine’e verdiği röportajda o anları “Fotoğrafları ekrana ilk yansıttığımızda bilim insanları çılgına döndü” sözleriyle anımsıyordu.

Dünya’nın ilk görüntüleri düşük çözünürlüklü ve puslu olsa da uzay ve savunma teknolojilerinin hızla ilerlediği bir zamanda elde edilmişti. Herkesin gözünü çevirdiği bir uzay yarışı sürüyordu. ABD bu yarış çerçevesinde Ay’ın yüzeyine ilk defa insan yollayacaktı ancak aynı zamanda (daha sonra iptal edilen) Project Rover ile Mars’a bir nükleer güç roketi göndermek için 20 sene yoğun bir biçimde çalışacaktı.

Gelişmiş hava savunma sistemleri doğmuş ve ABD’nin dört bir yanına yerleştirilmişti. Soğuk Savaş sürüyordu ve amaç ABD’yi vuracak Sovyet bombardıman uçaklarını düşürmekti! Hatta elektro gitarlar bile Uzay Çağı’nın ruhuna uygun tasarlanıyordu. Dünya’nın ilk fotoğrafları bu çağın başlangıcını çok güzel temsil ediyor. Collins şöyle ifade ediyor:

Fotoğraflar değişim hissini yakalamıştı.

Yaklaşık 14 yıl sonra Amerikalılar, Dünya’yı uzaydan görebilmek için atmosferden çöle bir film düşmesini beklemeyecekti. Artık Dünya görüntüleniyordu… 1 Nisan 1960’ta TIROS-1 hava durumu uydusu Dünya’ya fotoğraflar gönderirken ertesi gün The New York Times o kareleri birinci sayfasından yayınlayacak ve şu başlığı atacaktı:

“ABD HAVA DURUMU UYDUSUNU YÖRÜNGEYE YERLEŞTİRDİ; DÜNYA’YI VE FIRTINALARI GÖRÜNTÜLEYECEK; METEOROLOJİDE YENİ ÇAĞ BAŞLIYOR.”

ABD Ordusu Sinyal Araştırma ve Geliştirme Laboratuvarı, elektronik şirketi RCA ve NASA’nın katkılarıyla ortaya çıkan TIROS-1 hava durumu için tasarlanmış olsa da aynı zamanda gelişmekte olan uydu yoluyla gözlemleme teknolojisi hakkında başka bir detay da içermekteydi. Gelişen uydu teknolojisi sayesinde Dünya’nın dört bir yanında neler olup bittiği bir casusluk aktivitesi olarak gözlemlenebilir miydi? Collins, “1960’da meydana gelen bu gelişme esnasında elbette Soğuk Savaş bağlamından kopulmamıştı” diyor.

Dünya’nın 724 kilometre üzerinde yörüngede dönen TIROS-1, 78 gün süren görevi boyunca Avustralya’nın doğusunda meydana gelen bir tayfun da dahil olmak üzere 19 bin 389 fotoğraf çekti. Kısa süre sonra TIROS-1’i başka TIROS’lar izledi ve yıllar sonra Dünya’nın dönen atmosferinin siyah beyaz görüntüleri gazetelerde yayınlandı.

University Corporation for Atmospheric Research’te araştırma meteoroloğu olan Jeff Weber, 1970’lerde bir çocukken her gün Colorado Springs Gazette-Telegraph’ta yayınlanan ABD üzerindeki bulutların günlük görüntülerine bakardı. O günlerde hava durumuna adeta takıntılı olan Weber havanın nasıl değiştiğini izlemek için her fotoğrafı topladı. Weber, “Ülke genelinde hava durumu modellerinin nasıl hareket ettiği çok açıktı” sözleriyle o günlerde yaptığı tespiti aktarıyor.

Onlarca yıl sonra Weber, Ulusal Okyanus ve Atmosfer İdaresi’nin Atlantik Okyanusu’nda çalkalanan kasırgaları dahi anlık gözetleyebilen gelişmiş uydu görüntülerine erişebilmesine rağmen her gün mutlaka hava durumunu izliyor.

Uzay yarışının zirvesinde 23 Ağustos 1966’da Dünyalılar, gezegenin yaklaşık 322 bin kilometre uzağından çekilmiş benzersiz görüntüler elde etti. Neil Armstrong’un Ay’ın kireçli zemininde attığı adımlardan üç yıl önce robotik araç Lunar Orbiter 1, Ay’ın yakınındaki bir uzay aracı tarafından çekilen Dünya’nın ilk görüntüsünü gönderdi. Ancak V-2 roket görüntüsü gibi görevin amacı Dünya’nın fotoğraflarını çekmek değildi. Amaç, astronotların birkaç yıl sonra ineceği Ay’ın kraterli zemininin ayrıntılı görüntülerini toplamaktı. İkonik fotoğrafta ön planda milyarlarca yılda oluşan kraterlerle dolu Ay yüzeyi duruyor. Ötede ise bulutlarla kaplı Dünya…

NASA’nın eski baş tarihçisi Bill Barry, “Harikaydı” sözleriyle görüntüyü hatırlıyor. Ancak Lunar Orbitor 1’den gelen fotoğraf, TIROS-1 gibi The New York Times’ın ön sayfasında yer almadı. İkinci, üçüncü, dördüncü veya beşinci sayfalarda da kendisine yer bulamadı. Bu tarihi görüntü 14. sayfada yer alacaktı. Bunun nedeni, 1966’da NASA astronotlarının Dünya’nın renkli fotoğraflarını, özellikle de sadece bir kordon ile uzay aracına bağlı olan Ed White’ın puslu mavi atmosfer üzerinde süzülen 1965’te çekilmiş görüntüsünü çoktan çekmiş olmalarıydı.

Solda Ed White’ın uzay yürüyüşünde çekilen unutulmaz fotoğraf yer alıyor. Sağda ise tüm ihtişamıyla Blue Marble…

Sonra, elbette, Dünya’nın şimdiye kadar çekilmiş en ünlü resimlerinden biri olan ve 1972’deki son Apollo görevi sırasında Ay’a giderken çekilen Blue Marble geldi.

Bunlar 1966’da çekilen fotoğrafı aslında bir nebze gölgeledi. Barry, “Büyük ölçüde unutuldu çünkü daha sonra renkli güzel fotoğraflara ulaştık” diyor.

Lunar Orbiter 1 tarafından 23 Ağustos 1966’da çekilen fotoğraf

Daha sonra Venüs ve Merkür’ün fotoğraflarını çekmek için gönderilen uzay aracı Mariner 10, 1973’te dönüp baktı ve 2,5 milyon mil öteden Ay ve Dünya’nın ikonik bir görüntüsünü yakaladı. Barry “Eskiden ofisimde asılı bir kopyası vardı” sözleriyle bu fotoğrafı hatırlıyor.

Ve 1990’da Sevgililer Günü’nde NASA, Voyager 1’e güç tasarrufu için kameralarını tamamen kapatması emri göndermeden önce uzay aracı Dünya’nın yaklaşık 6,4 milyar kilometre öteden bir fotoğrafını çekti. Yuvamız sadece küçük bir mavi lekeden ibaretti. Carl Sagan bu fotoğraf üzerine şu sözleri söyleyecekti:

Şu noktaya tekrar bakın. Orası evimiz. O biziz. Sevdiğiniz ve tanıdığınız, adını duyduğunuz, yaşayan ve ölmüş olan herkes onun üzerinde bulunuyor.

Exit mobile version