Trump’tan Küba Liderine Kaçırma Tehdidi
ABD Başkanı Trump, Küba lideri Diaz-Canel’i kaçırmanın “zor olmayacağını” ancak enerji ablukası nedeniyle buna gerek kalmayabileceğini söyledi. Küba krizi ve detaylar haberimizde.
Küba Liderine Kaçırma Tehdidi
ABD Başkanı Donald Trump, Ocak ayında Venezuela lideri Nicolas Maduro’ya yönelik düzenlenen askeri operasyonun ardından rotayı Küba’ya kırdı. Air Force One uçağında gazetecilerin sorularını yanıtlayan Trump, Küba Devlet Başkanı Miguel Diaz-Canel’i kaçırmanın Amerikan ordusu için “hiç de zor bir operasyon olmayacağını” iddia etti. Ancak Trump, adaya yönelik uygulanan ağır enerji ablukası ve ekonomik izolasyon stratejisinin sonuç vermeye başladığını, bu nedenle askeri bir müdahalenin gerekli olmayabileceğine inandığını belirtti. Küba’nın şu an “iflas etmiş bir ulus” olduğunu savunan Trump, adanın yakıt yetersizliği nedeniyle uçaklarını bile kaldıramayacak duruma geldiğini öne sürdü.
Bu açıklamalar, Washington’un “Donroe Doktrini” olarak adlandırılan ve Batı Yarımküre’deki sosyalist yönetimleri tasfiye etmeyi amaçlayan yeni dış politika stratejisinin bir parçası olarak görülüyor. Geçtiğimiz ay Venezuela’da düzenlenen “Mutlak Kararlılık Operasyonu” (Operation Absolute Resolve) ile Maduro’nun derdest edilip New York’ta yargılanmaya başlanması, bölgedeki diğer liderler üzerinde büyük bir baskı oluşturmuş durumda. Trump, Küba’nın en büyük petrol tedarikçisi olan Venezuela’nın kontrolünü ele geçirmesinin ardından, Havana yönetiminin “teslim olmaktan başka çaresi kalmadığını” ima ediyor.
Enerji Ablukası ve İnsani Kriz
Trump yönetimi, 2026 yılının başından itibaren Küba’ya yönelik petrol sevkiyatlarını tamamen durdurmak için agresif bir abluka politikası izliyor. ABD savaş gemileri, Venezuela’dan gelen tankerlerin ada limanlarına ulaşmasını engellerken; Meksika gibi diğer tedarikçi ülkelere de Küba’ya petrol göndermeleri halinde ağır gümrük tarifeleri uygulanacağı tehdidinde bulunuluyor. Bu durum, adada son yılların en büyük enerji krizini tetikledi.
Küba’daki mevcut durumun ana hatları:
- Elektrik Kesintileri: Ülke genelinde günde 20 saate varan planlı elektrik kesintileri yaşanıyor; hastaneler ve su arıtma tesisleri durma noktasına geldi.
- Uçak Yakıtı Kıtlığı: Havalimanlarında yakıt bulunamadığı için birçok uluslararası uçuş iptal edildi, turistler boş uçaklarla tahliye ediliyor.
- Altyapı Çöküşü: Çöp kamyonlarının yakıtsız kalması nedeniyle sokaklarda çöp yığınları birikmeye başladı; halk yemek pişirmek için kömür ocaklarına geri dönüyor.
- Rafineri Yangını: Geçtiğimiz günlerde Havana’daki Nico Lopez rafinerisinde çıkan yangın, kısıtlı olan enerji stoklarını daha da kritik seviyeye indirdi.
“Ülke Zaten Düşmeye Hazır”
Gazetecilerin, “Maduro’ya yapılan operasyonun bir benzerini Diaz-Canel için de düşünür müsünüz?” sorusuna Trump, “Buna cevap vermek istemiyorum. Neden cevap vereyim ki? Ama eğer yapacak olsaydım, tahmin edebileceğiniz gibi çok zor bir operasyon olmazdı” yanıtını verdi. Trump, adada “hiçbir şeyin kalmadığını” belirterek, ekonomik çöküşün rejim değişikliğini kendiliğinden getireceğini savundu.
Dışişleri Bakanı Marco Rubio da Senato Dış İlişkiler Komitesi’nde yaptığı konuşmada bu görüşü destekledi. Rubio, ABD’nin Küba’da bir rejim değişikliği görmeyi “çok istediğini” ancak bunun her zaman askeri güçle yapılacağı anlamına gelmediğini ifade etti. Öte yandan, Havana yönetimi bu eylemleri “soykırımcı bir politika” ve “devlet terörizmi” olarak nitelendirerek uluslararası toplumu ABD’nin saldırganlığına karşı durmaya çağırdı.
Uluslararası Tepkiler ve Direniş
ABD’nin bu hamleleri dünya genelinde derin çatlaklara yol açtı. Rusya ve Çin, Washington’un egemen bir devletin başkanını kaçırma tehdidinde bulunmasını “tehlikeli bir emsal” ve “uluslararası hukukun açık ihlali” olarak kınadı. Rusya, Küba’ya “insani yardım” adı altında petrol gönderme sözü verirken; Meksika Devlet Başkanı Claudia Sheinbaum, ABD ile olan hassas diplomatik dengeyi korumaya çalışarak adaya sınırlı miktarda insani yardım ulaştırmaya devam ediyor.
Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Ofisi, enerji ablukasının Küba’daki gıda güvenliğini ve temel sağlık hizmetlerini yok ettiği uyarısında bulundu. Ancak Beyaz Saray, bu baskının “Amerikan halkının ve vatanın güvenliği için temel bir zorunluluk” olduğunu savunmaya devam ediyor. 2026 Şubat ayı itibarıyla Küba, tarihinin en büyük varoluşsal krizlerinden biriyle karşı karşıya kalırken, Trump’ın “pazarlık yap yoksa sonuçlarına katlan” mesajı bölgedeki tansiyonu zirvede tutuyor.