Venezuela Geçici Başkanı Delcy Rodriguez: Washington’ın Emirlerine Artık Karnımız Tok
Venezuela Geçici Başkanı Delcy Rodriguez, ABD’nin müdahalelerine karşı ilk kez sert bir çıkış yaparak Washington’ın emirlerinden bıktıklarını dile getirdi. Krizdeki son gelişmeler haberimizde.
Venezuela Geçici Başkanı Delcy Rodriguez, Ocak 2026 başında eski Devlet Başkanı Nicolas Maduro’nun ABD tarafından kaçırılmasından bu yana Beyaz Saray’a yönelik ilk açık meydan okumasını gerçekleştirerek, Washington’dan gelen direktiflerden “bıktığını” ilan etti. Rodriguez, Amerika Birleşik Devletleri’ni ülkesinin iç işlerine müdahale etmeyi durdurmaya ve Venezuela siyasetinin kendi sorunlarını kendisinin çözmesine izin vermeye çağırdı. Pazar günü Puerto La Cruz’da petrol işçilerine hitap eden Rodriguez, devlet kanalı Venezolana de Television’dan yayınlanan konuşmasında, Venezuela’nın artık dışarıdan gelen emirlere göre hareket etmeyeceğini vurguladı.
Washington ile İlk Ciddi Çatışma
3 Ocak 2026 tarihinde ABD özel operasyon birimleri tarafından Nicolas Maduro’nun yakalanarak ülkeden götürülmesinin ardından liderlik koltuğuna oturan Venezuela Geçici Başkanı Delcy Rodriguez, o günden bu yana Beyaz Saray ile hassas bir denge yürütüyordu. Başlangıçta ABD Başkanı Donald Trump, Washington’ın Venezuela’yı doğrudan “yöneteceğine” dair sert açıklamalarda bulunmuş, ancak daha sonra geçiş sürecinde Rodriguez’i destekleme kararı almıştı.
Puerto La Cruz’daki etkinlikte konuşan Rodriguez, şu ifadeleri kullandı:
“Venezuela’daki siyasetçilere yönelik Washington’dan gelen emirler artık yeter. Bırakın Venezuela siyaseti kendi farklılıklarını ve iç çatışmalarını kendisi çözsün. Cumhuriyetimiz, ülkedeki faşizm ve aşırıcılığın sonuçlarıyla yüzleşmek için zaten çok ağır bir bedel ödedi.”
Bağımsızlık Vurgusu ve CIA Ziyareti
Geçici başkanlık görevine başladığı ilk günlerde hiçbir “yabancı ajanın” Venezuela’yı kontrol etmesine veya ülkeyi bir “sömürgeye” dönüştürmesine izin vermeyeceğini deklare eden Rodriguez, bu çıkışıyla uluslararası kamuoyunda dikkat çekmişti. Ancak bu sert retoriğe rağmen, arka planda diplomatik trafik oldukça yoğundu. CIA Direktörü John Ratcliffe, geçtiğimiz haftalarda Karakas’a sürpriz bir ziyaret gerçekleştirerek Rodriguez ile bir araya gelmişti.
Sızan bilgilere göre Ratcliffe, Trump’ın ikili ilişkileri geliştirmek için öne sürdüğü şartları iletti. Bu şartlar arasında Venezuela’nın hem iç hem de dış politikalarında köklü değişiklikler yapması yer alıyordu. Bu görüşmenin ardından Rodriguez, petrol sektörünü Amerikan şirketlerine açmak ve güvenlik konularında iş birliği yapmak gibi bazı ABD taleplerine uyum sağlama eğilimi göstermişti. Pazar günkü çıkış, bu uyum sürecinin ardından gelen ilk direnç belirtisi olarak yorumlanıyor.
Petrol ve Güvenlik Ortaklığı
Donald Trump, geçtiğimiz hafta Rodriguez ile yaptığı telefon görüşmesinin ardından onu “müthiş bir insan” olarak nitelendirmiş ve ABD taleplerinin karşılanması konusunda “muazzam bir ilerleme” kaydedildiğini söylemişti. Trump ayrıca, petrol ve ulusal güvenlik konularında “muhteşem” bir ortaklık vaat etmişti. ABD Hazine Bakanı Scott Bessent ise bu gelişmeler ışığında Venezuela’ya yönelik yaptırımların hafifletilebileceğinin sinyallerini vermişti.
Beyaz Saray, bu olumlu atmosferi pekiştirmek amacıyla Rodriguez’i Washington’a davet etmeyi planladığını duyurdu. Ancak Rodriguez’in son açıklamaları, bu davet öncesinde iç kamuoyuna yönelik bir “egemenlik” mesajı verme çabası olarak değerlendiriliyor. Petrol işçileri önünde yapılan bu konuşma, Rodriguez’in tabandaki desteğini korumak için ABD karşıtı söylemleri hala canlı tutması gerektiğini gösteriyor.
Uluslararası Tepkiler ve Rusya’nın Tavrı
ABD’nin Venezuela’daki operasyonu uluslararası arenada büyük yankı uyandırmaya devam ediyor. Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Maduro’nun kaçırılmasını “uluslararası hukukun açık bir ihlali” olarak nitelendirerek sert bir kınama yayımladı. Rusya’nın bu konudaki tavrı, bölgedeki jeopolitik gerilimi tırmandıran unsurlardan biri olmaya devam ediyor.
Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin Ocak ayı başında yapılan acil oturumunda konuşan Rusya’nın BM Daimi Temsilcisi Vassily Nebenzia ise durumu daha sert bir dille eleştirdi. Nebenzia, Washington’ın Venezuela’daki eylemlerini “doğal kaynaklar üzerinde sınırsız kontrol sahibi olma arzusuyla yönlendirilen uluslararası haydutluk” olarak tanımladı. Rusya, Rodriguez’in son çıkışını, Venezuela’nın egemenliğini koruma çabası olarak desteklediklerini duyurdu.
Ekonomik Beklentiler ve Yaptırımların Geleceği
Venezuela Geçici Başkanı Delcy Rodriguez liderliğindeki geçici hükümet, bir yandan Washington’a kafa tutarken diğer yandan ülkenin çökmüş ekonomisini kurtarmak için Amerikan yatırımlarına muhtaç durumda. Scott Bessent’in işaret ettiği yaptırım muafiyetleri, Venezuela’nın ham petrol üretim kapasitesini yeniden artırması için hayati önem taşıyor. Ancak siyasi gözlemciler, Rodriguez’in “emir almayacağız” çıkışının, ABD ile yapılacak pazarlıklarda elini güçlendirmek için bir strateji olabileceğine dikkat çekiyor.
Önümüzdeki günlerde Washington’a yapılması beklenen resmi ziyaret, Venezuela’nın bir ABD uydusu haline mi geleceği yoksa “kontrollü bir bağımsızlık” mı yürüteceği konusundaki belirsizliği ortadan kaldıracak. Karakas sokaklarında ise halkın bir kısmı değişimi umutla beklerken, bir kısmı yabancı müdahalesinin yaratacağı uzun vadeli sonuçlardan endişe duyuyor.