Yapay Kalp Desteği ile Hayata Tutundu
Yapay kalp desteği alan 35 yaşındaki Gökhan Sarıca, organ nakli beklerken hayata tutundu. Başakşehir Çam ve Sakura Hastanesi’ndeki operasyonun detayları.
Yapay Kalp Desteği Umudu
İstanbul’da yaşayan ve henüz hayatının baharında olan 35 yaşındaki Gökhan Sarıca, modern tıbbın sunduğu teknolojik mucizelerden biri olan yapay kalp desteği sayesinde hayata yeniden “merhaba” dedi. İleri derecede kalp yetmezliği ile mücadele eden Sarıca, uygun bir donör bulunana kadar kalbinin görevlerini üstlenen bu mekanik cihazla yaşamını sürdürmeye başladı. Yaklaşık 1,5 yıl önce geçirdiği sıradan bir zatürre vakasıyla başlayan süreç, genç adamın hayatını tamamen değiştiren tıbbi bir serüvene dönüştü. Kandaki enfeksiyon değerlerinin 240 gibi kritik seviyelere çıkmasıyla başlayan kalp yetmezliği teşhisi, ilaç tedavilerinin yetersiz kalmasıyla yerini cerrahi bir müdahaleye bıraktı. Başakşehir Çam ve Sakura Şehir Hastanesi’nde gerçekleştirilen başarılı operasyon, organ nakli bekleyen hastalar için teknolojinin nasıl bir köprü görevi gördüğünü bir kez daha kanıtladı.
Gökhan Sarıca’nın sağlık yolculuğu, enfeksiyon değerlerinin düşürülememesi ve kalp fonksiyonlarının hızla bozulmasıyla oldukça zorlu bir evreye girmişti. Farklı hastanelerde yapılan tetkikler sonucunda kalp yetmezliği teşhisi kesinleşen Sarıca, son çare olarak Başakşehir Çam ve Sakura Şehir Hastanesi Kardiyoloji Bölümüne başvurdu. Burada uzman hekimler tarafından titizlikle takip edilen Sarıca, ilaç tedavisine yanıt vermemeye başlayınca ve nefes darlığı şikayetleri günlük yaşamını imkansız hale getirince, tıbbi heyet tarafından yapay kalp desteği implantasyonu kararı alındı. Bu cihaz, organ nakli sırasında kalp bekleyen hastaların, hayati fonksiyonlarını sürdürebilmeleri ve vücutlarının diğer organlarının zarar görmemesi adına “köprüleme” tedavisi olarak büyük bir önem taşıyor.
Zorlu Bir Kabulleniş Ve Motivasyon
Tedavi sürecinin en başında hastalığını kabullenmekte zorlandığını ifade eden Gökhan Sarıca, psikolojik olarak da büyük bir sınav verdi. Genç yaşında böyle bir sağlık sorunuyla karşılaşmanın getirdiği şoku atlatması, hastanedeki diğer hastalar ve sağlık çalışanlarının desteğiyle mümkün oldu. Özellikle Başakşehir Çam ve Sakura Şehir Hastanesi Kardiyoloji Bölümü Müdür Yardımcısı Oğuzhan Ayyıldız ile tanışması, Sarıca için dönüm noktası oldu. Ayyıldız’ın da bir yapay kalp cihazıyla hayatını aktif bir şekilde sürdürdüğünü görmesi, Sarıca’nın operasyona olan korkularını yenmesini sağladı. “Operasyondan yeni çıkmama rağmen kendimi çok iyi hissediyorum,” diyen Sarıca, kendisiyle ilgilenen tüm sağlık personeline teşekkür ederken, organ bağışının hayat kurtarıcı etkisine de dikkat çekti.
Uzmanların Gözünden Operasyon Süreci
Operasyonu gerçekleştiren ekibin başında yer alan Kalp ve Damar Cerrahisi Eğitim Sorumlusu Prof. Dr. Nihan Kayalar, Gökhan Sarıca’nın durumunun kritikleşmesi üzerine bu kararı aldıklarını belirtti. Standart bir yapay kalp destek cihazı implantasyonunun yaklaşık 4 ila 6 saat sürdüğünü ifade eden Kayalar, Gökhan Sarıca’nın genç ve bilinçli bir hasta olması sayesinde postoperatif sürecin oldukça hızlı ilerlediğini vurguladı. Kayalar, “Hastamız cihazla ilgili her şeyi çok kısa sürede öğrendi; hiçbir sorun yaşamadık,” diyerek sürecin başarısını özetledi. Ancak Prof. Dr. Kayalar’ın üzerinde durduğu en önemli konu, bu cihazların kalıcı bir çözümden ziyade, bir zaman kazandırıcı olmasıydı. Donör sayısının artması durumunda, bu tür mekanik cihazlara gerek kalmadan doğrudan kalp nakli yapılabilmesinin hastalar için en ideal senaryo olduğunu hatırlattı.
Kardiyoloji ve Kalp Yetmezliği Biriminden Dr. Yelda Saltan Özateş ise tıbbi perspektifin bir diğer boyutuna ışık tuttu. İlaç tedavilerinin bir noktadan sonra yetersiz kaldığını ve hastaların sık sık acil servislere başvurmaya başladığını belirten Özateş, “Kötüleşmekte olan kalp yetersizliği başladığında mekanik destek sistemlerini değerlendiriyoruz,” dedi. Yapay kalp desteği teknolojisinin, özellikle genç hastaların sosyal hayata ve üretkenliğe dönebilmesinde paha biçilemez bir kazanç sağladığını ekledi. Bu teknoloji sayesinde hastalar, bir yandan hayatlarını idame ettirirken diğer yandan bekledikleri o hayati “telefonu” yani uygun donör haberini alabilmek için zaman kazanıyorlar.
Organ Bağışının Hayati Önemi
Hem sağlık profesyonelleri hem de Gökhan Sarıca, bu başarı hikayesinin arkasındaki asıl eksikliğin organ bağışı yetersizliği olduğunu vurguladı. Beyin ölümü gerçekleşmiş kişilerin organlarının bağışlanması, sadece Gökhan gibi kalp bekleyenler için değil, karaciğerden böbreğe kadar pek çok organ bekleyen hasta için tek gerçek kurtuluş yolu. Prof. Dr. Nihan Kayalar’ın da belirttiği gibi, sevilen birinin organlarını bağışlamak zor bir karar olsa da, o organların başka bedenlerde can bulması ve bir ailenin umudu olması, acıyı hafifleten kutsal bir amaca hizmet ediyor. Gökhan Sarıca şimdi göğsünde taşıdığı mekanik destekle yeni hayatına alışırken, her saniyesini bağışlanacak gerçek bir kalbin umuduyla yaşıyor.