ABD-Taliban Görüşmeleri Guantanamo Tutuklusu Muhammad Rahim Nedeniyle Tıkandı
ABD-Taliban Görüşmeleri, Guantanamo’daki son Afgan tutuklu Muhammad Rahim’in serbest bırakılması talebi üzerine durma noktasına geldi. Esir takası krizinin tüm detayları.
Washington ve Kabil arasındaki gizli diplomatik kanallarda yürütülen ABD-Taliban Görüşmeleri, esir takası anlaşmasına dahil edilmesi istenen bir isim nedeniyle ciddi bir tıkanıklık yaşıyor. New York Times’ın (NYT) son raporuna göre, Taliban yönetiminin Guantanamo Körfezi’nde tutulan son Afgan vatandaşı Muhammad Rahim’in serbest bırakılmasında ısrar etmesi, müzakerelerin durma noktasına gelmesine neden oldu. İki taraf arasında yürütülen bu hassas süreç, hem insani hem de siyasi açıdan büyük bir belirsizliğe sürüklenmiş durumda.
Müzakerelerin Merkezindeki İsim: Muhammad Rahim
Afganistan, geçtiğimiz yıl içinde en az beş Amerikan vatandaşını serbest bırakarak iyi niyet gösterisinde bulunmuştu. Ancak şu an itibarıyla Taliban’ın elinde tuttuğu belirtilen iki Amerikalı üzerindeki pazarlıklar, Muhammad Rahim ismi etrafında düğümlendi. ABD-Taliban Görüşmeleri kapsamında Taliban heyeti, Usame bin Ladin ile bağlantılı olduğu iddia edilen ve Guantanamo’da tutulan son Afgan olan Rahim’in serbest bırakılmasını şart koşuyor.
Muhammad Rahim, 2007 yılında Pakistan’da tutuklanmış ve daha sonra CIA’e teslim edilmişti. 2014 yılında yayımlanan bir Senato İstihbarat Komitesi raporu, Rahim’i bir “El-Kaide kolaylaştırıcısı” olarak tanımlamıştı. Raporda ayrıca, Rahim’in CIA tarafından uygulanan ve “geliştirilmiş sorgulama teknikleri” olarak adlandırılan işkence yöntemlerine maruz kaldığı, ancak bu ağır süreçlere rağmen istihbarat teşkilatına herhangi bir bilgi vermediği ifade edilmişti. Rahim’in avukatı ise müvekkiline yönelik suçlamaların büyük ölçüde abartılı olduğunu ve somut delillerle desteklenmediğini savunmaya devam ediyor.
Rehine Diplomasisi Suçlamaları ve Kayıp Amerikalı Bilmecesi
New York Times’ın haberine göre Washington yönetimi, Kabil’i “rehine diplomasisi” yürütmekle suçluyor. ABD tarafı, görüşmelerde sadece bilinen iki tutuklunun değil, nerede olduğu bilinmeyen üçüncü bir Amerikan vatandaşının akıbeti hakkında da bilgi talep ediyor. Taliban ise bu suçlamaları kesin bir dille reddederek ellerinde yalnızca iki Amerikalı olduğunu, üçüncü bir kişi hakkında bilgilerinin bulunmadığını iddia ediyor. Bu durum, ABD-Taliban Görüşmeleri sırasındaki güven bunalımını daha da derinleştiriyor.
Joe Biden yönetiminin son aylarında da bu esir takasını gerçekleştirmek için girişimlerde bulunduğu, ancak benzer sebeplerle sonuç alınamadığı biliniyor. Wall Street Journal’ın geçtiğimiz yıl yayımladığı haberlerde, Kabil’in o dönemde de Rahim’in özgürlüğü için bastırdığı yer almıştı. Trump yönetiminin göreve gelmesiyle birlikte görüşmelerin seyri daha sert bir zemine taşınmış durumda.
Trump Yönetimi ve Stratejik Hamleler
Donald Trump yönetimi, 2021 yılında ABD’nin geri çekilmesinin ardından iktidarı ele geçiren Taliban ile zorunlu bir angajman içinde bulunuyor. Taliban, şu anki süreçte Washington’dan ve uluslararası toplumdan resmi olarak tanınma talep ediyor. Ancak ABD tarafı, bu tanınma için esirlerin serbest bırakılması ve terörle mücadele gibi konularda somut adımlar bekliyor.
Geçtiğimiz Eylül ayında Donald Trump’ın, Afganistan’daki Bagram Hava Üssü’nün kontrolünü geri almak için Kabil yönetimine baskı yaptığı ancak bu girişimin başarısızlıkla sonuçlandığı biliniyor. Sovyetler döneminde inşa edilen ve ABD’nin 20 yıllık işgali sırasında devasa bir komplekse dönüştürülen Bagram, bölgedeki stratejik dengeler açısından hala büyük önem taşıyor. Esir takası krizi, bu tür büyük stratejik pazarlıkların da gölgesinde kalıyor.
Uluslararası Tanınma ve Gelecek Projeksiyonu
ABD-Taliban Görüşmeleri sadece esirlerin kaderini değil, aynı zamanda Afganistan’ın küresel sistemdeki konumunu da belirliyor. Taliban yönetimi, Muhammad Rahim gibi sembolik isimleri geri alarak iç politikada prestij kazanmayı ve ABD karşısında taviz vermeyen bir duruş sergilemeyi amaçlıyor. ABD ise kendi vatandaşlarını sağ salim geri getirirken ulusal güvenlik çıkarlarından ödün vermemeye çalışıyor.
Sonuç olarak, Guantanamo’daki işkence iddiaları, gizli CIA operasyonlarının karanlık mirası ve güncel jeopolitik çıkarlar, esir takası masasında çarpışmaya devam ediyor. Muhammad Rahim’in serbest bırakılıp bırakılmayacağı, bu diplomatik çıkmazın aşılıp aşılmayacağını belirleyen en temel unsur olacak gibi görünüyor. Washington’ın “rehine diplomasisi” uyarısı ve Taliban’ın “şartsız iade” talebi arasındaki uçurum kapandığı takdirde, bölgedeki insani ve siyasi iklimde yeni bir sayfa açılabilir.