BAKAN BOZDAĞ: TÜRK HUKUK SİSTEMİ KENDİ İÇİNDE GÜÇLENEREK DÜNYANIN PEK ÇOK ÜLKESİNE ÖRNEK OLACAKTIR

Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, “Önümüzdeki zaman ve ‘Türkiye Yüzyılı’ dediğimiz Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılı içerisinde Türk hukuk sistemi kendi içinde daha güçlenerek, yenilenerek devam edeceği gibi dünyanın pek çok ülkesine de örnek olacaktır.” dedi.

Bakan Bozdağ, “İş dünyamızın dünyayla rekabet etme gücünü arttırmak için sadece iyi iş yapmak yetmez. İş yapmanın yerine yanında onunla beraber hukuka uygun iş yapmak da zaruridir.” ifadesini kullandı.

Bozdağ, “Yatırım ortamını iyileştirecek şey, herkesin hukuka, kanuna uygun hareket edeceği zemini kendinin oluşturulmasıdır.” dedi.

Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, “Arabuluculukla ilgili bundan sonraki süreçte yeni bir denetim düzeni getireceğiz. Herkesin her yerde arabuluculuk işlemleri, görüşmeleri yapmasını ortadan kaldıracak, her şeye daha düzgün bir düzen ve hukuka uygun bir özen içerisinde adım atacağımızı buradan ifade etmek isterim.” diye konuştu.

Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, Adalet Bakanlığı tarafından düzenlenen 10. Yılında Türk Borçlar Kanunu Çalıştayı’na katıldı.

Bakan Bozdağ’ın burada yaptığı konuşmasından ön çıkanlar şöyle:

    10. yılında Türk Borçlar Kanunu Çalıştayı’nın hayırlı, uğurlu, bereketli olmasını ve planlandığı şekilde tamamlanmasını hukukumuza ve bu alandaki bütün çalışmalarımıza ışık tutmasını Cenab-ı Allah’tan temenni ediyorum.

    BU ÇALIŞTAY BİZE ÖNEMLİ REHBER OLUŞTURACAKTIR

    Elbette 10 yıl içerisinde yapılan bu uygulama sırasında yaşanan sorunlar var. Bu sorunlara dair herkeste çözüm önerileri var. Veyahut da dünyada ve ülkemizdeki gelişmeler karşısında Borçlar Kanunu ve bu alandaki düzenleme ve uygulamalar konusunda yeni bakışlar olabilir. İşte bu Çalıştay, 10 yıllık uygulamanın ortaya çıkardığı birikim ve 10 yıldır bunun üzerinde akademisyenlerimizin yaptığı çalışmalar ve dünyamızda, ülkemizdeki gelişmeler çerçevesinde Adalet Bakanlığının uygulayacağı yeni politikaların ortaya konulmasında, bu alanda düzenleme ihtiyacı varsa bunları dosdoğru yapmamızda bize önemli rehber oluşturacaktır. Biz bunlardan önemli ölçüde istifade edeceğiz. Bundan hiç şüpheniz olmasın. Çünkü bizim yolumuzu ilim aydınlatıyor. Bilim insanları aydınlatıyor ve onların gösterdiği istikamette de biz düzenlemeleri bugüne kadar yaptığımız gibi bundan sonra da yapmaya devam edeceğiz.

    HUKUK ALANINDAKİ DEĞİŞİMİ GÖZDEN IRAK TUTMAMAKTA FAYDA VAR

    Türk hukuk sistemi Cumhuriyet dönemimizde çok büyük gelişmeleri ortaya koydu. Başlangıçta tercümeyle veya başka yerlerden iktisatla aktarılan hukuktan bugün kendi hukukunu yazan, kuran ve dünyaya da bu anlamda örnek olan pek çok ülkenin hukuk literatürünün oluşmasında, kanun metinlerinin oluşmasında danışmanlık yapan bir düzeye hamdolsun Türkiye’miz, hukuk camiamız ve bilim insanlarımız gelmiş durumdadır. Bu, bizim için büyük bir başarıdır. Hani 100 yılda Türkiye nereden nereye geldi derken, hukuk alanındaki bu büyük değişimi de gözden ırak tutmamakta fayda vardır.

    BU, TÜRKİYE İÇİN GERÇEKTEN BÜYÜK BİR BAŞARI

    Bizim temel yasalarımızın önemli bir kısmını son yıllarda yeniledik. Bir yandan Türk Ceza Kanunu, bir yandan Ceza Muhakemesi Kanunu, yandan Hukuk Muhakemesi Kanunu. Öte yandan Türk Ticaret Kanunu. İşte bugün çalıştayını yaptığımız Türk Borçlar Kanunu ve Medeni Kanunu’numuz başta olmak üzere toplumun hayatını ilgilendiren, ana düzenlemelerin kot kanunlarını buradaki heyet ve buradaki heyetle beraber bu kafa yoran bu ülkenin evlatları tanzim etti, bu ülkenin Meclisi görüştü ve artık bu ülkenin hakimleri, savcıları bunları uygulamalarını yapmaktadır. Bu, Türkiye için gerçekten büyük bir başarıdır. Tercüme eden değil hukuk kuran ve hukuk yapan bir noktaya Türkiye’nin gelmesi bizim ülkemizin bu alanda kat ettiği mesafeyi göstermesi bakımından son derece önemli.

    ANAYASA VE YASALARLA İLGİLİ ÇALIŞMALARDA CUMHURBAŞKANIMIZDAN TÜRKİYE’DEN BİLİM İNSANLARI TALEP EDİYORLAR

    Bazı ülkeler anayasalarıyla ilgili veyahut da yasalarıyla ilgili yapılacak çalışmalar için Sayın Cumhurbaşkanımızdan Türkiye’den bilim insanları talep ediyorlar. ‘Bize bu konuda danışmanlık yapacak isimler önerir misiniz?’ diye soruyorlar ve bu konuda da Türkiye pek çok ülkeye danışmanlık yapan bir ülke haline geldi. Ben inanıyorum ki önümüzdeki zaman ve ‘Türkiye Yüzyılı’ dediğimiz Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılı içerisinde Türk hukuk sistemi kendi içinde daha güçlenerek, yenilenerek devam edeceği gibi dünyanın pek çok ülkesine de örnek olacaktır. Her ne kadar Türkiye’de farklı eleştiriler olsa da bizim gidişatımızın iyi yönde olduğunu görüyorum. Türkiye, bu anlamda dünyaya pek çok alanda olduğu gibi farklı katkılarını sunmaya devam edecektir.

    PEK ÇOK İHTİLAFIN DAHA DOĞMADAN ÖNLENECEĞİ AÇIK

    Türkiye’de pek çok hukuksal ihtilafa baktığımızda eğer iş dünyamız ve iş insanlarımız bunlarla ilgili süreçlerde bizim Borçlar yasamız ve diğer yasalarımız onların öngördüğü usul ve esaslara riayet ederek işleri yürüttüğü zaman pek çok ihtilafın daha doğmadan önleneceği çok açıktır. Ama maalesef itiraf etmek zorundayım. Yatırım ortamının iyileştirilmesi maksadıyla yapılan pek çok toplantıda şu dile getiriliyor, ‘Efendim bazı durumlarda şirketlerin, bazı şirketlerin kanunen avukat bulundurma zorunluluğu var. Bu kanunen avukat bulundurma zorunluluğunu kaldırırsanız Türkiye’de yatırım ortamı daha da iyileşir.’ diyen hem de az buz değil yani STK temsilcileri ve iş dünyasının saygın örgütlerinin önerileri var. Üzülerek ifade ediyorum. Yatırım ortamını iyileştirecek şey, avukat bulundurma zorunluluğunu kaldırmak değil. Yatırım ortamını iyileştirecek şey, herkesin hukuka, kanuna uygun hareket edeceği zemini kendinin oluşturulmasıdır. Eğer bugün ekonomide ve başka alanlarda bizden ileride ve farklı alanlarda üstünlük içinde olan ülkeler varsa bunun ana nedenlerinden bir tanesi hukuka ve hukuka uygunluğa verdikleri değerden kaynaklanmaktadır.

    İŞİNİZ KADAR KIYMETLİ OLAN ŞEYİN HUKUK OLDUĞUNU GÖZDEN IRAK TUTMAYIN

    Binlerce işçi çalıştıran bir iş insanımızın bir şirketin bu kadar işçi çalıştırırken 10 tane, 20 tane veya ihtiyacı her neyse o kadar hukukçu ya da avukat istihdam etmiş olsa acaba bir kaybı olur mu? Siz makinenin imalatıyla ilgili ustayı düşünüyorsunuz. Ama 10’larca, 100’lerce sözleşme imzalıyorsunuz. Bunların ustaları kim? Buna bakmak lazım gelmez mi? Pek çok konuda istişare edilebiliyor. Peki hukuksal anlamda bunların istişaresini kimle yapacağız? Onun için Türkiye’nin Avrupa ve Amerika standartlarında daha güçlü bir ticari hayatı ortaya koyması için hukuka ticari alanda, sözleşme hürriyeti, sözleşmeyle ilgili iş ve istihdam üreten herkesin ve her kesimin diğer kendi ticareti işi için önemli olan esaslar kadar önem vermesi ve hukukçulara da değer vermesi son derece kıymetlidir. Buradan iş dünyamıza da iş insanlarımıza da çağrıda bulunuyorum; Lütfen işçileri çok kıymetli, değerli onlara kıymetini, değerini hissettirin. Ama öte yandan sizin işiniz için en az onlar kadar kıymetli ve değerli olan şeyin hukuka uygunluk ve hukuk olduğunu gözden ırak tutmayın. Bu konuda sizin yolunuzu aydınlatacak, sizin hataya düşmenizi önleyecek yegane şeyin bu hukuka uygunluk olduğunu, bunu sağlayacak kişilerin de hukukçular ve avukatlar olduğunu buradan bir kez daha dile getirmekte fayda görüyorum. Sonra bakıyorsunuz ticari davalarda gerçekten dünyayla mukayese ettiğimizde Türkiye’de çok fazla dava var. Hukuksal ihtilaflarda dünya örnekleriyle Türkiye’yi mukayese ettiğinizde konu konu bizdeki dava sayısının çok fazla olduğunu görüyoruz. Bazı yerlerle kat kat fazla. Peki nereden kaynaklanıyor? İşte bu hukuka uygunluk konusundaki hassasiyetten kaynaklanıyor. Bir iş yaparken fizibilitesini yapıyoruz. Verimli mi, zararlı mı, karlı mı, iyi mi, kötü mü? Her şeyini değerlendiriyoruz. Ama bir de hukuken bunun fizibilitesini yapmak lazım. Buraya bir biz diyelim konut yapacağız. Veyahut da başka bir eser ortaya koyacağız. ‘Acaba burada bir ihtilaf var mı? Başka başka hukuksal sınırlamalar var mı? Ben bu işe başladığımda bu işin neticesi mahkemeye gider mi? Gitmez mi? Bana itimat edenler hak mahrumiyetine uğrar mı? Uğramaz mı? Ben bir güven vereceğim. Nasıl vereceğim?’ Bunları bir araştırmak icap ederim. Eğer araştırılmış olsa eminim çok şey başka olur.

    Ülkemizde baktığınızda kat karşılığı inşaat sözleşmelerinde pek çok vatandaşımızın mağduriyetini televizyonlar neredeyse ayda bir haber yaparlar. Neden? İhtilaflı araziye binayı daha baştan belediye ruhsat vermemesi veya inşaat izni, imar izni her neyse o skala içerisinde daha Besmelesini başlatmaması gerekirken bir sürü hukuki ihtilaf olan yerde süreci başlatıyor. Hukuki ihtilaf bitmiyor, inşaat bitiyor. Ondan sonra inşaat bitiyor, iskan izni alamıyor. Bina orada, vatandaş orada. Sonra mahkeme mahkeme dolaşıyor. Başka da sıkıntılar var. Çok büyük problemler var. Bunu çözmenin yolu ne? İşin başında bizim bunu, bu arsa böyle bir eseri yapmaya müsait mi, değil mi? Hukuksal ihtilaf burada var mı, yok mu? Varsa izin yok. Hukuksal ihtilaf yoksa izin var. Ve ona göre biz bu süreci başlatıp işlettiğimiz zaman yargıya gelen iş yükü önemli ölçüde azalacağı gibi vatandaşlarımızın bu tür eserler sonucu mağduriyetleri de önemli ölçüde giderilebilir. Ama herkes kara düzen iş yapıyor. Sonra mahkeme kapısına geliyor, hak arıyor. Hukuka uymaya uymaya sonra gelip en sonunda ‘Bu işi hukuka nasıl uygun hale getiririz?’ Noktasına geldiğimizde de bu sefer avukatlara daha önce esirgedikleri diyelim ’10 bin lira, 20 bin lira maaş oraya niye vereyim dediğinin’ 10’larca katını, bazı zamanlarda belki 100’lerce katını ve belki fazlasını veren iş insanlarımızı görürüz. Şirketini kaybeden, iflasa giden, itibarını kaybeden, bilmeden doğru yapıyorum derken nice yanlışın altına imza atan nice iş insanımızı görüyoruz.

    HUKUKA UYGUN İŞ YAPMAK DA ZARURİDİR

    Onun için de buradan bir kez daha çağrı yapıyorum; İş dünyamızın dünyayla rekabet etme gücünü arttırmak için sadece iyi iş yapmak yetmez. İş yapmanın yerine yanında onunla beraber hukuka uygun iş yapmak da zaruridir. Eğer bizim yaptığımız işler hukukla bağı yoksa ya da zayıfsa ya da hukuka aykırıysa bizim itibarımız bizi fazla taşımaz. Çünkü her işte hukuka uygunluk, herkese itibar kazandırdığı gibi iş insanlarımıza da, iş dünyamıza da itibar kazandıracaktır. Onun için de diyorum ki lütfen yatırım ortamını iyileştirmek için avukat, zorunluluğunu kaldırın demek gündemini gündeminizden çıkarın artık. Doğru bir şey değil bu. ‘Biz kaldırmadık hükümet olarak ama 20 yıldır bizden ısrarlı bir şekilde takiple bu isteniyor. Halbuki bizim iş insanlarımız bu konuda gönüllü olmalı kendi istihdam yapmalı. 1000 tane 100 tane kaç kişi istihdam ediyorsa etsin. Hiç fark etmez. Muhakkak bir hukuk danışmanı en az birden fazla iş yaptığı işin büyüklüğüne göre, farklılığına göre danışmanları olması icap eder. Bizim bu alanda da alacağımız mesafeler var. Ben inanıyorum ki Türk iş insanları bu alanda da diğer alanlardaki gelişmeleri başarıyla sağladıkları gibi gelişmeyi sağlayacaklardır. Ama bizim de bu konuda onlara yol göstermeye devam etmemiz gerekir.

    Biz arzu ediyoruz ki her alanda işler hukuka uygun hukuk içinde yürüsün ve yürütülsün. O zaman Yargıtay’da da istinafta da ilk derecede de göreceksiniz pek çok ihtilaflar olmayacaktır. Çünkü daha başlangıç hukuka uygun gelişecek ve ihtilaf haline dönüşmeyecektir ve yargının yükünü azaltma bakımından da bunun önemli olduğunu yürekten inandığımı buradan bir kez daha ifade etmek isterim.

    Önümüzdeki günlerde inşallah hukuk sistemimiz içerisinde yeni düzenlemeleri hayata geçirme konusunda kararlıyız. Bu Çalıştay, Türk Borçlar Kanunu ve uygulaması bakımından bize yol gösterecek ve çıktıları üzerinden hem kendi eksiklerimizi hem de uygulayıcılarımızın sıkıntılarını görüp daha iyi çözümleri hayata geçirme konusunda bizi cesaretlendirecektir.

    TÜRKİYE, HUKUK BİRİKİMİYLE, TECRÜBESİYLE ÇOK İYİ BİR NOKTADA

    Türkiye’nin hukuk birikimi yargımızın tecrübesi bugün pek çok sorunu aşacak güçtedir. Türkiye, hukuk birikimiyle bir yandan tecrübesiyle gerçekten çok iyi bir noktadadır. Ben bu birikimden ve bu tecrübeden en üst düzeyde istifade konusunda arkadaşlarımla beraber çalışıyorum. Bundan sonra da istifade ederek yolumuzu bulmaya ve bu yoldan dosdoğru yürümeye inşallah devam edeceğiz.

    Her alanda alternatif çözüm yollarını hukuk sistemimize kazandırdık. Daha iki tane diyelim şimdilik, belki 3 tane diyelim. Ama özellikle hukuk alanında arabuluculuk dışında bizim ne yapabiliriz? Bir. İki, arabuluculuğun kapsamını nasıl genişletebiliriz? Bunun üzerinde daha fazla kafa yoracağımızı buradan ifade etmek isterim. Vatandaşlarımızı hakim karşısına, mahkeme karşısına çıkarmadan uzlaşmayla sorunlarını çözmesi bakımından bu alanın önemli olduğunu düşünüyorum. Arabuluculuk konusu Türkiye’mizin gündemine geldiği zaman ideolojik arka plan üzerinden buna çok karşı çıkanlar oldu. Ama bir bakın bakayım somut nedir? Sizin ideoloji gözlüğünüzü çıkarın. Ama bir de işin fayda, zarar, doğru, eğri gözlüğüyle bu işe bakın. Nedir? O zaman başlarken bu ideolojik duvarları aşmanın zorluğu nedeniyle dar kapsamlı başladık. Ama bir zaman sonra fayda görüldükçe ideolojik gözlük takanlar da ‘Kapsamını biraz daha genişletir misiniz’ dediler. Ve kapsam ağır ağır genişlemeye başladı. Şimdi bugün geldiğimiz noktada arabuluculuğun kapsamının daha da çok genişletilmesi konusunda yoğun bir taleple karşı karşıyayız. Önümüzdeki yıllar içerisinde Türkiye inanıyorum ki adım adım hukuk ihtilaflarında önemli bir kısmını arabuluculukla çözmenin yolunu arayacak ve bu konuda yasal değişiklikleri yapacaktır.

    ARABULUCULUKTA KAPSAMI GENİŞLETECEĞİZ

    Önümüzdeki 7. Yargı paketi içerisinde biz bu konuda bir adım daha atıyoruz. Bir yandan kira alacaklarını, bir yandan kat mülkiyetinden doğan ihtilafları diğer yandan komşuluk hukukundan kaynaklı ihtilafları diğer taraftan ortaklığın giderilmesini, bir başka menfi tespit ve itirazın iptali gibi konuları arabuluculuğun kapsamına alıyor ve arabuluculuğun kapsamını biraz daha genişletiyoruz. Ve seçimden sonra da bu alanda yeni adımlar atacağımızı da buradan ayrıca ifade etmek isterim. Şimdi bu adımları atıyoruz. İleride bu adımların daha da çoğaltacak kapsamı daha da genişleteceğiz.

    Bir rakam vermek isterim. Bugün iş davalarında zorunlu arabuluculuk var. Başarı oranı yüzde 59. Düşük. Ticari davalarda arabuluculuk var. Başarı oranı yüzde 51. Burada da düşük. Bunun neden düşük olduğu konusu üzerinde duruyoruz. Ama ihtiyari arabuluculuğa baktığımızda başarı oranı çok yüksek. Yani yüzde 90’lara varan bir başarı oranıyla karşı karşıyayız. Bu noktada arabuluculuğun benimsenmesi veya benimsenmemesiyle ilgili de bir sorun olduğunu da görüyoruz. Ama zaman içerisinde biz iş uyuşmazlıklarında arabuluculuğun yüzde 59’da başarısının kalması hususu üzerinde duruyoruz. Ticari davalarda da duruyor ve buradaki aksaklıkları gidermek için de bir dizi düzenleme yapmaya karar verdik. Bu aksaklıkları giderecek ve bundan sonra arabuluculuğun başarısını daha da arttırmak için yeni adımlar atacağız. Çünkü buna ihtiyaç olduğunu görüyoruz ve bu ihtiyacı gidermek için de çalışmalara başladığımızı buradan ifade etmek isterim.

    İSTİSMARI KAPATACAK ADIMLAR ATACAĞIZ

    Bazı istismar edenler var. O istismarı kapatacak adımlar atacağız. Bazıları farklı farklı yöntemlerle bunu kötüye kullanan var. Ayrıca o kötüye kullanımları da özellikle iş uyuşmazlıklarında ortadan kaldıracağımızı buradan bir kez daha ifade etmek isterim. Arabuluculukla ilgili bundan sonraki süreçte yeni bir denetim düzeni getireceğiz. Herkesin her yerde arabuluculuk işlemleri, görüşmeleri yapmasını ortadan kaldıracak. Her şeye daha düzgün bir düzen ve hukuka uygun bir özen içerisinde adım atacağımızı buradan ifade etmek isterim. Tabii disiplin hükümlerini de arabulucularla ilgili ayrıca koyacağız. Onlara ilişkin ayrı bir düzenlemeyi de hayatımızın bir parçası haline getireceğimizi buradan ifade etmek isterim.

    Yazar Hakkında

    Bir cevap yazın

    E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir