Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, Cumhuriyet’in 100’üncü yılı 2023’ yılında kullanacakları bütçenin Ar-Ge, inovasyon ve katma değerin bütçesi olacağını söyledi.

Bakan Varank, bakanlığı ile bağlı ve ilgili kuruluşların TBMM Genel Kurulu’ndaki bütçe görüşmelerinde yaptığı konuşmada özetle şunları söyledi:

GLOBAL TÜRBÜLANS: Küresel ekonomi zorlu süreçlerden geçiyor. Üst üste gelen sınamalar, global ekonomideki çıkmazları derinleştiriyor. Pandeminin her alandaki yıkıcı etkileri sürerken, buna bir de Rusya – Ukrayna savaşı eklendi. Gıda, emtia ve enerji fiyatlarındaki kırılganlık, yüksek enflasyonu dünyanın ortak gündemi haline getirdi. Avrupa’da resesyon beklentisi her geçen gün artıyor. İklim krizi, insanlık için tehdit oluşturmaya devam ediyor. Yani küresel manada sosyal, ekonomik ve siyasi bir türbülansla karşı karşıyayız.

TÜRKİYE YÜZYILI: Elbette Türkiye de bu türbülanstan etkileniyor. Ancak biz bu dönemi, aynı zamanda Türkiye ekonomisinin kendini ispatlayacağı bir fırsat penceresi olarak görüyoruz. Bugün şartlar geçmişteki krizlere kıyasla daha zorlu olabilir, ama biz de daha güçlüyüz. Bakanlık olarak Türkiye Yüzyılı’nı üretimin ve katma değerin yüzyılı yapmak için var gücümüzle çalışıyoruz.

KALKINMA DEVRİMİ: Gururla ifade etmek isterim ki: Türkiye’nin son 20 yılı, apaçık bir kalkınma devrimidir. Bakınız biz iktidara gelir gelmez kolları sıvadık, işe koyulduk. Birilerinin iddia ettiği gibi taşa, toprağa, betona değil… Türkiye’nin on yıllarca ihmal edilmiş altyapılarına yatırım yaptık. Şehirleri gezerken etrafınıza şöyle bir bakın. Organize sanayi bölgeleri, Endüstri bölgeleri, Sanayi siteleri, Teknoloji geliştirme bölgeleri, Ar-Ge ve inovasyon merkezleri, Test altyapıları, Limanlar ve lojistik merkezleri göreceksiniz. Yaptığımız bu yatırımlar, katma değer olarak ülkemize geri dönüyor.

Demir çelik, çimento, düz cam, beyaz eşya, ticari araç, güneş paneli üretiminde Avrupa’nın bir numarası kim? Türkiye. Peki taktik SİHA üretiminde, dünyanın bir numarası kim? Türkiye. Bugün dünyanın dört bir yanında Türk sanayisinin başarısı konuşuluyor. Geçmişte burun kıvrılan Türk sanayicisi, bugün artık baş köşelerde ağırlanıyor.

‘20 yılda hiç fabrika kurulmadı’ yalanına cevap vermekten dilimizde tüy bitti. 20 yılda açtığımız 154 organize sanayi bölgesini mi sayalım? 2 buçuk milyon artırdığımız sanayi istihdamını mı gösterelim?

İHRACATIN LOKOMOTİFİ SANAYİ: Fabrika kurulmayan bir ülkede sanayinin milli gelirdeki payı yüzde 19’lardan 27’lere yükselir mi? Sanayi hasılası, yılda ortalama yüzde 6,3 büyür mü? Makine-teçhizat yatırımları 12 çeyrek boyunca, kesintisiz artar mı? Nasıl oluyor da, fabrika kurulmayan bir ülkede, ihracatın lokomotifi sanayi olabiliyor?

PAMUK TARLASI MI: Malatya 1. OSB’de 2002 yılında 106 fabrika varken, 2022’de 385 fabrika var. Konya OSB’de 2005 yılında 219 fabrika varken, 2022’de 680 fabrika var. Adana Sabancı OSB’de 2002 yılında 166 fabrika varken, 2022’de 480 fabrika var. Türkiye’de fabrika kurulmuyor diyenlere sesleniyorum: Peki bunlar ne, pamuk tarlası mı? Bugün 124 OSB’de fabrika kuracak tek bir boş parsel dahi kalmadı. Sadece son bir yılda 20 yeni OSB kurduk, 33 yeni OSB daha kurmak için çalışmalara başladık.

SİLİNDİRİK LİTYUM İYON PİL FABRİKASI: Bu yıl içerisinde; Gaziantep’te 70, Kocaeli’nde 54, Aksaray’da 41, Balıkesir’de 39, Çorum’da 25, Amasya’da 20, İzmir’de 14, Sivas’ta 11 fabrikanın açılışını yaptık. Peki, bu açtığımız tesisler sadece sayılardan mı ibaret? Avrupa’nın ilk silindirik lityum iyon pil fabrikasını Kayseri’de, Türkiye’nin en büyük kompozit üretim tesisini Ankara’da, Türkiye’nin en büyük güneş paneli üretim tesisini Kırıkkale’de, Avrupa’nın alanında en büyük kâğıt fabrikasını Söke’de, Türkiye’nin en büyük vagon fabrikasını Sivas’ta, biz açtık.

21 MİLYAR LİRALIK YATIRIM: Cari açık verdiğimiz kritik ürünleri yerlileştirmek üzere teknoloji odaklı sanayi hamlesi programını başlattık. Makine, mobilite, üretimde yapısal dönüşüm, sağlık ve kimya alanlarında aldığımız destek kararlarıyla, 21 milyar liralık yatırımı hayata geçirdik. İleri sürüş destek sistemlerinden lidar teknolojilerine, soğutma cihazı kompresörlerinden sınai robotlara, biyoteknolojik ilaçlardan eklem protezleri ve tanı kitlerine kadar onlarca ürünü yerlileştiriyoruz. Bu sayede 5 yıl içerisinde, 250 milyar liranın üzerinde katma değer üreteceğiz. Cari açığın azaltılmasına 11 milyar dolar katkı sağlayacağız. Türkiye’nin teknoloji atılımı da bugün tüm dünyanın gündeminde. 97 teknopark, bin 567 Ar-Ge ve Tasarım Merkezi, kuluçka merkezleri, TEKMER’ler, 222 bin Ar-Ge çalışanı ve daha nicesi…

LAZER DETEKTÖR SİNYAL ÇİPİ: Her yıl bu kürsüye, ülkemizde üretilen stratejik ürünlerin örneklerini getiriyorum. 4 yıl önce akıllı mühimmatlarda kullanılan yerli üretim lazer detektörünü sizlere tanıtmıştım. Bugün ise mühendislerimizin tasarlayıp ülkemizde ürettiği, oldukça stratejik, başka bir yüksek-teknolojili ürünü getirdim. Bakın! Elimde tuttuğum ve fotoğrafını gördüğünüz; bir lazer detektör sinyal çipi. Mühendislerimiz tarafından tasarlandı, TÜBİTAK BİLGEM’de üretildi. Evet, biz çip üretebiliyoruz. Burada sayın milletvekilleri yüksek teknolojiden, kilogram başına ihracattan bahsetti. Bu çipin kilogram başına ihracat değeri ne kadar biliyor musunuz? Tam 388 bin dolar.

RECEP TAYYİP ERDOĞAN’DA VAR: Bu benim, savunduğum 5. bütçem. Gazi meclisimize her geldiğimde, muhalefet milletvekillerinin ‘Yerli otomobil ne oldu?’ sorusuyla karşılaştık. Bu yıl 29 Ekim’de, cumhuriyetimizin 99. yılında, Togg’un Teknoloji Kampüsü’nü büyük bir coşkuyla açtık. Milletimizin dua ve teveccühleriyle, yerli ve milli otomobilimizi sayın cumhurbaşkanımızla birlikte seri üretim bandından indirdik. Hani nerede bu araba diyordunuz ya. Tüm heybetiyle, gazi meclisimizin kapısının önünde duruyor. Bu projeyi hayata geçiren babayiğitlerimiz, mühendis, teknisyen ve emekçilerimiz, bu ülkenin, inanınca neleri başarabildiğini bize gösterdiler. Ama biliyorsunuz ki, ne kadar imkânınız olursa olsun, ne kadar tecrübeniz olursa olsun, ne kadar kabiliyetiniz olursa olsun, yüreğiniz olmadan bu işleri başarmazsınız. İşte o yürek kimde var? Bu milletin bir hayalini daha gerçeğe dönüştüren Recep Tayyip Erdoğan’da var. İşte lider, işte vizyon, işte teknoloji.

Artık doğru zamanda doğru teknolojiye yatırım yapan bir Türkiye var. Her alanda dönüşümleri takip ediyor, trendleri tayin edecek stratejiler kurguluyoruz. Mobilite, akıllı yaşam ve sağlık teknolojilerinde yol haritalarımızı yayımladık. Küresel değer zincirlerine daha entegre, rekabetçi bir Türkiye inşa ediyoruz.

86 FON KURULDU: Sadece son 4 yılda sermaye piyasasına kayıtlı 1,3 milyar dolar büyüklüğünde tam 86 fon kuruldu bu ülkede. Özel sektörün yanında kamu kaynaklarıyla; Teknoloji ve İnovasyon Fonu’nu, Bölgesel Kalkınma Fonu’nu, Bilişim Vadisi Girişim Sermayesi Fonu’nu kurduk. Bugün bu fonların büyüklüğü 1,5 milyar liraya yaklaştı. Fonların fonu Tech-Investr programı çerçevesinde Hazine ve Maliye Bakanlığı ile birlikte 2,8 milyar liralık kaynağı harekete geçirdik. Şu ana kadar 52 girişim, bu fonlardan 574 milyon lira yatırım aldı.

ALTIN ÇAĞINI YAŞIYOR: Türkiye, girişimcilik alanında altın çağını yaşıyor altın. Türk start-up’lar 2020 yılında 154 milyon dolar yatırım aldı. Peki 1 yıl sonra, 2021’de bu tutar ne oldu biliyor musunuz? 1,6 milyar dolara ulaştı.Bu yılın ilk 9 ayında, daha şimdiden 1,5 milyar doları yakaladık. Peki, tüm bunlar nasıl oluyor? Sayın cumhurbaşkanımızın liderliğinde; sıfırdan inşa ettiğimiz, Ar-Ge ve yenilikçilik ekosistemiyle oluyor. Desteklerimizle, teşviklerimizle, sunduğumuz imkânlarla oluyor.

81 İLDE 100 DENEYAP: Bizim en değerli hazinemiz, insan kaynağımız. Türkiye Yüzyılı’na damga vuracak gençlerimizi baş tacı ediyoruz. İşte dünyanın en büyük teknoloji festivali TEKNOFEST ile tutuşturduğumuz bilim ve teknoloji ateşi de giderek büyüyor. Bu ülkenin gençleri, karma sürü robotlar, sağlıkta yapay zeka, uçan araba tasarımı, dikey inişli roket, hyperloop geliştirme ve çip tasarımı gibi geleceğin teknolojilerinde yarışıyor. Söz verdiğimiz gibi 81 ilimizin tamamında açtığımız 100 Deneyap Teknoloji Atölyesinde, 18 bin evladımız; nesnelerin internetinden bulut teknolojilere, robotikten siber güvenliğe kadar birçok alanda proje yürüterek geleceğe hazırlanıyorlar.

TÜRKİYE YÜZYILININ ANAHTARI: Bilim, bizim için bir popülizm aracı değil, Türkiye Yüzyılı’nın anahtarıdır. O yüzden bilimin gelişmesine birileri gibi üniversite bahçelerinde dikilerek değil; çalışarak, himaye ederek, teşvik ederek destek oluyoruz. Bu yıl 205 farklı üniversiteden 12 bin araştırmacımızın bilimsel makalelerini destekledik. 177 üniversitenin 4 bin 500’ün üzerinde ar-ge projesine yaklaşık 900 milyon lira destek sağladık. TÜBA ile 2 bine yakın bilim insanına toplamda 44 milyon lira destek verdik. Türkiye kaynaklı bilimsel yayın sayısı 2006 yılında 15 bin 338’ken, 2021 yılında 49 bine ulaştı. Son 2 yılda Türkiye kaynaklı bilimsel yayınların etki değeri 1,30’dan 1,74’e çıktı.

Bizim vizyonumuz da hedefimiz de net. Türkiye’yi çip üretiminde Avrupa’nın ilk 5 ülkesi arasına sokacağız. Yenilenebilir enerji üretiminde küresel markalar çıkaracak, Avrupa lideri olacağız. Yeni nesil nükleer reaktör geliştirecek, hidrojen üretiminde Avrupa’nın ilk 3 ülkesi arasına gireceğiz. Mobilite ve otonom araç teknolojilerinde yatırımları hızlandırıp dünyada söz sahibi olacağız. Milli uzay programı ile 7yeni uzay’ ekosisteminde öncü ülkelerden biri olacağız. Planlı, yeşil ve sürdürülebilir sanayi alanları oluşturarak toplam sanayi alanı büyüklüğünü 10 yılda 2 katına çıkaracağız.

2030 yılına kadar Türkiye’de 100 bin teknoloji girişimi kurulmasını teşvik edeceğiz. Girişim sermayesi yatırımlarını 5 yıl içinde, 10 milyar dolara yükselteceğiz. Ülkemizdeki Turcorn sayısını 100’e çıkaracağız. Burada sayamadığım daha birçok hedefe; Teknofest kuşağıyla, gençlerimizle, kadınlarla, girişimcilerimizle, emekçilerimizle ulaşacağız. Yüzüncü yıl bütçemiz tüm bu hedeflere giden yolda Ar-Ge’nin inovasyonun, katma değerin bütçesi olacak.

Yazar Hakkında

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir