Dolar 33,0413
Euro 35,9402
Altın 2.546,09
BİST 11.156,20
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Samsun 30°C
Parçalı Bulutlu
Samsun
30°C
Parçalı Bulutlu
Pts 30°C
Sal 29°C
Çar 29°C
Per 29°C

İsrail Hamas’ı Savaşta Yenemiyor, Peki Sırada Ne Var?

İsrail Hamas’ı Savaşta Yenemiyor, Peki Sırada Ne Var?
11 Aralık 2023 00:17

Gazze’deki çatışmaların tek sonucu sivillerin sefaleti ve ABD bunu her an durdurabilir…

İsrail ile Gazze‘deki Filistinli silahlı gruplar arasındaki savaşta yedi günlük bir durgunluğun ardından, Washington’dan çatışmaların yeniden başlamasına bir yeşil ışık daha geldi. İsrailli müttefiklerini askeri zafere götürmekte başarısız olan ABD, tehlikeli bir tırmanışa izin vermekte ve sivillerin daha fazla acı çekmesini önleyecek barışçıl bir çözümü reddetmektedir.

ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken’in Filistin/İsrail’den ayrılmasından sadece birkaç dakika sonra Gazze‘deki savaş yeniden başladı ve Filistinli sivillerin altyapısına yönelik büyük bir hava saldırısı yaklaşık 200 sivilin ölümüyle sonuçlandı. Beyaz Saray sözcüsü John Kirby İsrail’in “Hamas‘ın peşinden gitme hakkı ve sorumluluğunu” desteklemeye devam ettiklerini açıkladı, ancak bunun ne amaçla yapılacağı belirsiz. Eski İsrail Başbakanı Ehud Barak gibi isimlerin Hamas’ın dağılmaktan çok uzak olduğunu itiraf etmesi akıllara şu soruyu getiriyor: Bu savaşın gerçek amacı nedir?

Altı hafta süren ve muhtemelen 20,000’den fazla Filistinlinin ölümüyle sonuçlanan savaşın ardından İsrail ordusu, Hamas‘ın ve kuşatma altındaki kıyı bölgesindeki diğer Filistinli silahlı grupların askeri kabiliyetlerine önemli bir darbe vurduğuna dair herhangi bir kanıt ortaya koyamadı. İsrail, Hamas’ın buraları üs ve komuta-kontrol merkezi olarak kullandığını iddia ederek Gazze‘nin kuzeyindeki büyük hastanelere zorla girerken, İsrail Savunma Kuvvetleri (IDF) tarafından üretilen kanıtlar bu iddiaları desteklemiyor. ABD hükümeti Şifa Hastanesi’nde bir komuta düğümü olduğu fikrini desteklemiş ve İsrail güçleri hastane yerleşkesine girdiklerinde burada bulduklarını iddia ettikleri silahları ve boş bir tüneli göstermişlerdir. Kamuoyuna açıklanan bu tür görüntüler İsrail ordusu tarafından düzenleniyor ancak bağımsız olarak doğrulanmaları halinde militanların varlığına dair kanıt teşkil edebilirler – yine de bir kontrol merkezi ya da düğümün kanıtı değiller. Diğer hastanelerde kayda değer çok az şey bulundu ve ABD Başkanı Joe Biden’ın Beyaz Saray’ın daha sonra geri adım atmak zorunda kaldığı “çocukların kafasını kesen teröristlerin teyit edilmiş resimlerini” gördüğüne dair sözleri gibi önceki kamuoyu açıklamaları göz önüne alındığında, Amerika’nın İsrail’in iddialarını doğrulayan sağlam istihbarata sahip olduğu iddiaları şüphelidir.

Bu savaşın başlangıcında İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu, hükümetinin “Hamas’ı ezeceğini” açıkladı ve ABD hükümeti de bu hedefi açıkça destekledi. Ancak Hamas sadece İsrail’e tarihinin en büyük darbesini vurmakla kalmadı, aynı zamanda Gazze’yi İsrail güçlerine karşı belgelenmiş sayısız başarıyla savundu. Şu anda tüm dünya, savaştan önce Arap Devletleri ve İsrail arasında koşulsuz normalleşme anlaşmaları lehine terk edilmiş bir fikir olan Filistin Devleti’nin kurulmasından bahsediyor. Buna ek olarak, İsrail’in Gazze’ye yönelik savaşının öngörülebilir sonuçlarından biri de işgal altındaki topraklarda Hamas’a verilen desteğin muazzam bir şekilde artması oldu. Orta Doğu’da ve tüm İslam dünyasında Hamas militanları kahraman haline geldi ve yaygın olarak cesur bir ulusal direniş olarak görülüyor.

Biden yönetiminin Orta Doğu politikasının etrafında döndüğü Suudi-İsrail normalleşme anlaşması, Riyad’ın Tahran’a yakınlaştığı bu dönemde suya düştü. İsrail’de yapılan kamuoyu yoklamalarına göre Benjamin Netanyahu’ya İsraillilerin sadece %4’ü güvenirken, en çok güvenilen ulusal figürün İsrail ordu sözcüsü Daniel Hagari olduğu kaydedildi. Hagari, İsrailliler tarafından güvenilen bir isim olmasına rağmen, düzenli olarak kullanılan Arapça bir takvimde “teröristler” yazdığını iddia ettiği bir video yayınladıktan sonra “liste var adamı “na dönüştü ve internette bir meme haline geldi. Listeye atıfta bulunduğu bu videonun, Hamas’ın Rantisi Çocuk Hastanesi’nde rehineler tuttuğuna dair kanıtlar göstermesi gerekiyordu.

En az 10 ülke İsrail’den büyükelçilerini geri çekti ya da İsrail ile ilişkilerini askıya aldı. Tüm bunlar olurken Batı’da bugüne kadar gerçekleşen en büyük Filistin yanlısı protestolar Londra ve Washington DC gibi başkentlerde gerçekleşmeye devam ediyor. Tüm bunlar Joe Biden’ın onaylanma oranındaki kayda değer düşüşle birleşince, ABD’nin desteklediği Gazze savaşı için felaket anlamına geliyor.

Beyaz Saray, Gazze‘nin güneyini işgal etmeyi planlayan İsrail ordusuna bazı kısıtlamalar getirdiğini iddia ediyor ama aynı zamanda İsrail’in eylemlerine koşulsuz destek veriyor. ABD hükümeti 7 Ekim’den bu yana yaşananlar konusunda hiçbir noktada sorumluluk üstlenmedi, yalanları için özür dilemedi, stratejisini değiştirmedi ve Gazze’de Hamas saldırısını kolaylaştıran durumun yaratılmasında Washington’un oynadığı rolü kabul etmedi.

Şimdi asıl soru şu: Bundan sonra nereye gideceğiz? İsrail Gazze’de amaçsızca savaşıyor ve binlerce Filistinli sivili öldürmeye devam ediyor, ufukta Hamas’ın yenileceğine dair bir işaret yok ve BM Yardım Şefi Martin Griffiths tarafından “şimdiye kadarki en kötü” olarak tanımlanan insani durum daha da kötüleşiyor. Tüm bunlar ciddiye alınması gereken unsurlar olsa da, İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırılarının artması halinde bölgesel bir savaşın patlak vermesi ihtimali de var. Lübnan Hizbullah’ı şu anda Lübnan sınırı boyunca sık sık çatışmalara giriyor ve İsrail askeri hedeflerine yönelik saldırılarının kapsamını genişletiyor.

İsrail ve Hamas arasında gerçekleşen esir takası, Filistinli grubun diplomatik olarak devreye girebileceğini kanıtladı. Bu takas aynı zamanda İsrail’in kadın ve çocukları da herhangi bir suçlama olmaksızın esir tuttuğunu tüm dünyaya göstermiştir. Serbest bırakılan ve çoğu gülümserken, Hamas savaşçılarının ellerini sıkarken ve onlara teşekkür ederken görüntülenen İsrailli sivil tutsakların yaşadıklarıyla ilgili olarak medyaya doğrudan konuşmaları engellendi. Öte yandan, Filistinli kadın ve çocuklar İsrailli tutukluların ellerinde maruz kaldıkları taciz, işkence ve aşağılanmayı anlattılar. Bu, Hamas‘tan daha suçlu görünen İsrail hükümeti için bir başka halkla ilişkiler fiyaskosunu temsil ediyordu.

ABD hükümeti savaşın sürücü koltuğunda oturuyor. Çatışmayı istediği zaman sona erdirme gücüne sahip olmasına rağmen bu felaketi uzatmaya devam ediyor. Çatışmalara verilen yedi günlük ara sırasında İsrail’in zaferini mümkün kılacak hiçbir şey lehine değişmedi. Gazze‘deki savaşa askeri bir çözüm bulunamaz; ABD, Filistin halkına adalet ve özgürlük sağlanana kadar bu çatışmanın asla sona ermeyeceğini kabul etmelidir. Kolektif Batı hükümetleri 75 yıldır Filistin halkının çektiği acıları görmezden gelmiş, hiçbir zaman tarafsız barış elçileri olmamışlardır. Şiddet şiddeti, nefret nefreti doğurur; Filistinlileri öldürerek boyun eğdirmek mümkün değildir. Hamas yenilgiye uğratılsa bile, gelecekte ölenlerin intikamını almak ve devlet kurmak için savaşmak üzere yeni gruplar ortaya çıkacaktır. Uluslararası toplum bir araya gelirse bu döngü kırılabilir ancak bunun için cesarete ihtiyaç var.

Yazar : Robert Inlakesh
Bu köşe yazısında yer alan ifadeler, görüşler ve fikirler yalnızca yazara aittir ve lifehaber.com‘un görüşlerini temsil etmeyebilir.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.