Bazı kesimlerin düşündüğünün aksine, gerçek şu ki hayatlarımız oldukça kasvetli. Bizden önceki nesillerden daha fakiriz, yüksek düzeyde depresyonla uğraşıyoruz ve yetişkin hayatımızın geri kalanında kontrolden çıkmış bir iklim çöküşüyle ​​yaşamanın beklentisiyle karşı karşıyayız.

Yaşam maliyeti, uygun fiyatlı konut eksikliği ve gelecekle ilgili belirsizlik toplumumuzun en önemli üç endişesi olduğu tartışılmaz bir gerçek.

İş piyasası; güvencesiz, düşük ücretli işlerle dolu. Fahiş kira ve ev fiyatları, artan enflasyon göz önüne alındığında, yuvadan uçup ebeveynlerinin evinden taşınmak birçokları için boş bir hayaldir. 1997’de yaşadığım yerdeki ortalama ev fiyatları ortalama yıllık kazancın 5,5 katıydı; şimdi karşılık gelen rakam 23 katından fazla.

Bunu daha da ıstırap verici yapan şey, değişim yollarının sınırlı olması…

Bizler çok çeşitliliğe sahip sosyal dünyada yaşama olasılığı daha düşük bir nesiliz. Hoşgörüsüzlüğe karşı hoşgörüsüz olmak, çoğumuz için bir savunma mekanizması, bu zor zamanlarda kendimize ve çevremizdekilere saygılı, önyargısız davranmak daha mutlu bir gelecek için ilk adımımız olmalı.

Yazar Hakkında

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir