Meclis Başkanvekili Akar, Genel Kurulda üç milletvekiline gündem dışı söz verdi.

AK Parti Van Milletvekili İrfan Kartal “Van ili hakkında”, AK Parti Ankara Milletvekili Lütfiye Selva Çam “Ankara’nın başkent oluşu”, CHP İstanbul Milletvekili İbrahim Özden Kabaoğlu ise “İstanbul’un sorunları” konularında gündem dışı konuştu.

Kartal, Van’a gerçekleştirilen yatırımlara ilişkin bilgi vererek, yatırımların artarak devam ettiğini belirtti.

Eğitim alanında da kente önemli yatırımların yapıldığını ve bunların Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Van’a verdiği önemin bir göstergesi olduğunu vurgulayan Kartal, her alandaki yatırımlarla ilin çehresinin değiştiğini ifade etti.

Çam ise Ankara’nın birçok medeniyete ev sahipliği yaptığını, ticaretin, ekonominin, ahilik geleneğinin de başkenti olduğunu dile getirdi.

Ankara’nın 21 üniversitesiyle güçlü bir öğrenci şehri olduğunu belirten Çam, Ankara’nın başta savunma sanayi ürünleri olmak üzere önemli ihracat kalemlerini yüksek standartlarda üreten bir sanayi ve teknoloji şehri olduğunu kaydetti.

Kabaoğlu da İstanbul’un “tarih, kültür, doğa”, “deniz, kent, kır”, “uluslararası, ulusal, yerel” üçlü özelliği ışığında ele alınması gerektiğini söyledi.

Dünyanın hiçbir kentinin bu üçlüyü bir araya getiremeyeceğine dikkati çeken Kabaoğlu, İstanbul kadar büyük metropollerin imar ve şehircilik uygulamalarının tek elden, yerel yöneticilerce yapılması gerektiğini vurguladı.

TBMM Genel Kurulunda, gündem dışı konuşmaların ardından, grup başkanvekilleri yerlerinden söz alarak gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

İYİ Parti Grup Başkanvekili Erhan Usta, insanların geçinmekte zorlandığını, sıkıntıda olduğunu söyledi.

Çalışanlardan haksız vergi alınması sonucu net ücretlerin azalmasının kabul edilemez olduğunu ifade eden Usta, ücretlilerden bu yıl hukuksuz şekilde 25 milyar lira vergi alındığını, 2023’te bu miktarın 38 milyar lira olacağını kaydetti.

Usta, Samsun’un Çarşamba ilçesindeki şeker fabrikasının 11 yıldır neden kapalı olduğunu da sordu.

HDP Grup Başkanvekili Hakkı Saruhan Oluç ise iktidarın açıkladığı yeni ekonomi modelini eleştirdi.

Merkez Bankasının açıkladığı verilere göre, geçen yılın ağustos ayında 1 milyar 75 milyon dolar fazla veren cari işlemler hesabının bu yılın aynı döneminde 3 milyar 112 milyon dolar açık verdiğini aktaran Oluç, “Türkiye’nin cari açığı 2018 yılından bu yana en yüksek rakama ulaşmış vaziyette, böyle bir gerçekle karşı karşıyayız.” değerlendirmesini yaptı.

CHP Grup Başkanvekili Engin Altay, Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) üyeliğinde siyasi partilere dağılım hesabı olduğunu ileri sürdü.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın bir konuşmasındaki “Yolsuzlukların olmadığı, rüşvetin olmadığı, yoksulluğun olmayacağı bir Türkiye’yi biz hallederiz. Şu an itibarıyla onun hazırlığı içindeyiz.” ifadelerini aktaran Altay, “Sansür yasasını görüşüyoruz. Gördüğüm kadarıyla Cumhur İttifakı çok kararlı. Çözdüm ben meseleyi. Tayyip Bey’in 3 gün önce söylediğini şöyle okuyalım; ‘yolsuzlukların konuşulmadığı, rüşvetin konuşulmadığı, yoksulluğun konuşulmayacağı bir Türkiye’yi biz hallederiz.’ İşte o hazırlık bu yasa. Hodri meydan. TBMM İçtüzüğünün bize verdiği bütün hakları kullanacağız. Kimse kusura bakmasın.” diye konuştu.

Altay’ın konuşmasını eleştiren MHP İstanbul Milletvekili Fethi Yıldız ile Altay arasında kısa süreli bir tartışma yaşandı.

AK Parti Grup Başkanvekili Mahir Ünal, Meclis’te kullanılan üslubu eleştirerek, şunları kaydetti:

“Kendileri hukuktan, hukuk devletinden, anayasal düzenden bahsederken kendilerine uygun olmayan hiçbir hukuki yapıyı, anayasal düzenlemeyi ve yasayı geçerli ve gerçek görmeyen, istedikleri gibi her konuyu kendilerine göre yontan bir dile karşı söyleyebileceğim tek bir şey var: Jung diyor ki ‘Hiç kimse bir başkasını yargılayacak kadar mükemmel değildir, kendisinde bu hakkı görecek kadar hadsizdir sadece.’ Dolayısıyla bizim yaptığımız bir yasal düzenlemeden yola çıkarak kullandığı ifadeleri Sayın Altay’a iade ediyorum. En ufak bir tepkiyle karşılaştığınızda karşınızdaki insana ‘Terbiyesizlik yapma’ diye bağıramazsınız. Alınan kararlar kendileriyle ilgili olumlu çıktığında alkışlayan, olumsuz çıktığında hakaret eden, aşağılayan bir dille karşı karşıyayız. Bu dil kaybedecek. Kazanamayacaklar.”

Yazar Hakkında

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir