Dijital Vahşi Batı: Çocuklarımızı Sosyal Medyadan Neden Uzak Tutmalıyız?
Sosyal medya; kaba üslup, manipülatif reklamlar ve siber zorbalıklarla dolu bir “dijital vahşi batı” haline gelmiş durumda. Çocuklarımızı bu denetimsiz alana salmak, onları bir uçurumun kenarında yalnız bırakmakla eşdeğer. İşte bu tehlikeli dünyadan çocuklarımızı çekip almamız için temel nedenler:
Dünyada Neler Oluyor? Türkiye Nerede?
Dünyanın bir ucu, çocuklar için radikal adımlar atmaya başladı bile.
- Avustralya, 16 yaş altındaki çocukların sosyal medya kullanımını tamamen yasakladı.
- Malezya benzer bir yasağı Ocak ayında yürürlüğe koyuyor.
- Fransa ve Belçika gibi ülkeler 15 yaş altına aile izni şartı getirirken, Avrupa genelinde bu sınırın 13-16 arasına çekilmesi tartışılıyor.
Peki ya Türkiye? Bizde durum biraz daha karmaşık. Türkiye, sosyal medya kullanım süresinde dünya liderleri arasında. Genç nüfusun dijital iştahı, platformlar için devasa bir reklam geliri ve veri kaynağı anlamına geliyor. Ekonomi bu kadar “dijitalleşmişken”, Türkiye’de Avustralya tipi sert yasakların gelmesi zor görünüyor. Bu da sorumluluğun tamamen ebeveynlerin omuzlarına binmesine neden oluyor.
1. Boşa Harcanan Zaman ve Gelişim Kaybı
Bir çocuk elinde telefonla saatlerce TikTok, Instagram Reels veya Roblox karşısında oturduğunda sadece eğlenmiyor; gelişimi duruyor.
- Sahte İlerleme: Birçok ebeveyn, “Çocuğum teknolojiyi erken öğreniyor” diye övünüyor. Oysa ekran kaydırmak teknoloji öğrenmek değildir. Steve Jobs’ın dediği gibi: “İleri bir kullanıcı olmayı öğrenmek iki hafta sürer, ancak ekrana bakarak harcanan bir çocukluğun bedeli telafi edilemez bir gelişim kaybıdır.”
- Eskiden Sokak Vardı: “Biz de sokakta mahalle maçları yapardık, onlar da online chat yapıyor, ne farkı var?” diyenler yanılıyor. Sokaktaki etkileşim fizikseldir, sınırlıdır ve gerçek hayatın kurallarıyla işler. Dijital dünyada ise çocuklar, saatlerce kendileri gibi “gelişimini tamamlamamış” binlerce kişiyle, çoğu zaman kaba ve sığ bir dille iletişim kuruyor.
2. Avcılar ve Dolandırıcılar (Korkunç Örnekler)
Tehlike teorik değil, kapımızın tam önünde. Türkiye’de de benzerleri sıkça yaşanan olaylara bakalım:
- Oyun İçi Tuzaklar: Roblox gibi oyunlarda “donör” veya “abi” kılığındaki yabancılar, çocuklara oyun içi para (Robux) vaat ederek özel fotoğraflar isteyebiliyor.
- Sahte Seçmeler: WhatsApp veya Telegram üzerinden “Dizi/Reklam oyunculuğu seçmeleri” adı altında çocuklara ulaşıp, “vücut yapısını görmek için” iç çamaşırlı video çekmelerini isteyen sapkınlar her gün yeni bir yöntem geliştiriyor. Zeki bir genç bile 50-100 dolarlık bir oyun kodu vaadiyle kandırılabiliyor.
3. Nezaket Kaybı ve Siber Zorbalık
Sosyal medya, empati duygusunun yok olduğu bir mecra.
- Yorumlardaki Vahşet: Bir çocuk, masumca sevdiği bir hayvanın (örneğin popüler bir kedi videosu) altına fikir beyan ettiğinde, karşısındaki “anonim” birinden “Geri zekalı, önce ağzının sütünü sil, senin neyine yorum yapmak!” şeklinde ağır küfürler işitebiliyor.
- Özgüven Çöküşü: Çocuklar, TikTok veya Instagram’da beğeni toplamak için kendilerini olduğundan farklı göstermeye çalışıyor. Filtreler, makyaj videoları ve lüks hayat özentisi, 8-9 yaşındaki kız çocuklarının “bir erkekte mutlaka spor araba olmalı” gibi çarpık standartlarla büyümesine neden oluyor.
4. Pazarlama ve Sahte Güzellik Standartları
Sosyal medya artık masum bir iletişim aracı değil, devasa bir satış makinesi.
- Çocuklarımıza sürekli bir şeyler tüketmeleri pompalanıyor.
- Fenomenlerin (influencer) sunduğu pırıltılı ama sahte hayatlar, çocukların “ben asla çalışmayacağım, gelecekteki eşim bana bakacak” veya “okumama gerek yok, YouTuber olacağım” gibi gerçek dışı hayallere kapılmasına yol açıyor.
Sonuç: Ebeveynlere Düşen Görev
Eğer bir ebeveyn çocuğuna 6 aylıkken eline tablet verip “başından savıyorsa”, aslında çocuğunu kurda kuşa yem ediyor demektir. Sosyal medya, yetişkinlerin bile yönünü kaybettiği bir fırtınayken, çocukların orada tek başına hayatta kalmasını beklemek hayalperestliktir.
Çocuğunuzun sosyal medyada hor görülmesi, pedofillere maruz kalması veya zihinsel gelişiminin durması yerine; kitap okumasını, bir enstrüman çalmasını veya sadece mahallede toz toprak içinde oynamasını sağlamak bugün bir tercih değil, hayati bir zorunluluktur.