İran Savaşı Enerji Piyasalarını Tehdit Ediyor

İran savaşı küresel enerji piyasalarında uzun süreli bir krize yol açıyor. Hürmüz Boğazı’ndaki aksaklıklar petrol fiyatlarını yüzde 24 artırırken tedarik zincirleri ciddi şekilde bozuluyor.
İran savaşı, küresel enerji piyasalarını derinden sarsmaya devam ediyor. Bir haftalık çatışma kısa sürede sona erse bile hasarlı tesisler, aksayan lojistik ve artan denizcilik riskleri nedeniyle enerji arzındaki sıkıntıların uzun süre devam edeceği değerlendiriliyor.
Kriz, küresel ekonomiyi geniş çapta tehdit ederken ABD Başkanı Donald Trump açısından da ciddi bir siyasi zafiyet oluşturuyor. Ara seçimlere giden süreçte seçmenlerin enerji faturalarına karşı duyarlılığı ve yabancı askeri müdahalelere yönelik olumsuz tutumu Trump yönetimi üzerindeki baskıyı artırıyor.
Piyasalar Jeopolitik Riskten Operasyonel Krize Geçiyor
JP Morgan analistleri cuma günü yayımladıkları araştırma notunda durumu şöyle özetledi: “Piyasa, salt jeopolitik risk fiyatlamasından somut operasyonel aksaklıklarla yüzleşmeye geçiş yapıyor. Rafineri kapanışları ve ihracat kısıtlamaları ham petrol işleme kapasitesini ve bölgesel arz akışlarını olumsuz etkilemeye başladı.”
Çatışma, küresel ham petrol ve doğal gaz arzının yaklaşık beşte birinin askıya alınmasına yol açtı. Tahran, kendi kıyıları ile Umman arasındaki stratejik Hürmüz Boğazı’nda gemileri hedef alırken bölge genelindeki enerji altyapılarına da saldırılar düzenliyor.
Küresel petrol fiyatları bu hafta yüzde 24 artarak varil başına 90 doların üzerine çıktı ve pandemi döneminden bu yana en sert haftalık yükselişe ulaştı. Bu durum, dünya genelinde tüketicilerin yakıt maliyetlerini doğrudan yukarı çekiyor.
Hürmüz Boğazı’nda Neredeyse Tam Kapanma
Boğazın neredeyse tamamen kapanması, bölgenin büyük petrol üreticileri olan Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Irak ve Kuveyt’i küresel rafinerilere yapılan sevkiyatları askıya almak zorunda bıraktı. Askıya alınan miktar yaklaşık 140 milyon varil petrol seviyesinde ve bu rakam küresel talebin yaklaşık 1,4 günlük karşılığına denk geliyor.
Bunun sonucunda Basra Körfezi’ndeki petrol ve doğal gaz depolama tesisleri hızla doluyor. Irak’taki petrol sahaları üretim kısıntısına gitmek zorunda kalırken analistler, tüccarlar ve kaynaklar Kuveyt ile Birleşik Arap Emirlikleri’nin de sıradaki kısıntıları yapacağını belirtiyor.
Bölgedeki bir devlet petrol şirketinden isimsiz bir kaynak, “Gemiler gelmezse yakında herkes de üretimi durduracak” ifadesini kullandı.
Üretimin Normale Dönmesi Aylar Alabilir
Rystad Energy’nin Amerika kıtası ticari ekip başkanı Amir Zaman, denizcilik aksaklıkları nedeniyle Orta Doğu genelinde kapatılmak zorunda kalınan petrol sahalarının normale dönmesinin zaman alabileceğini vurguladı.
Zaman, “Çatışma sona erdirilebilir ancak sahaların türüne, yaşına ve yapılan kapatmanın niteliğine bağlı olarak üretimin eski seviyesine dönmesi günler, haftalar veya aylar alabilir” dedi.
İran kuvvetleri bu süreçte bölgesel enerji altyapılarını, özellikle rafineri ve terminalleri hedef alarak bunların da kapanmasını zorluyor. Saldırılardan ağır hasar gören bazı tesislerin onarıma ihtiyacı bulunuyor.
Katar, çarşamba günü İran insansız hava aracı saldırılarının ardından devasa gaz ihracatında mücbir sebep ilan etti. Kaynaklar, normal üretim seviyelerine dönülmesinin en az bir ay sürebileceğini belirtiyor. Katar, küresel sıvılaştırılmış doğal gaz arzının yüzde 20’sini karşılıyor.
Suudi Aramco’nun dev Ras Tanura rafinerisi ve ham petrol ihracat terminali de saldırılar nedeniyle kapatıldı; hasarın boyutuna ilişkin ayrıntılı bilgi henüz paylaşılmadı.
Beyaz Saray, İran’a yönelik askeri operasyonu ülkenin ABD’ye yönelik yakın bir tehdit oluşturduğunu öne sürerek gerekçelendirdi; ancak bu konuda ayrıntı sunmadı. Trump ayrıca İran’ın nükleer silah edinme çabalarından duyduğu endişeyi dile getirdi.
Boğaz Güvenliği Belirsizliğini Koruyor
Savaşın hızla sona ermesi piyasaları rahatlatacak olsa da altyapı ve denizcilik üzerindeki hasarın boyutuna bağlı olarak savaş öncesi arz ve fiyat seviyelerine dönüş haftalar veya aylar alabilir.
Natixis CIB enerji analisti Joel Hancock, “İran saldırıları nedeniyle oluşan fiziksel hasarı değerlendirdiğimizde şu ana kadar yapısal nitelikte bir tahribat görmedik; ancak savaş sürdükçe bu risk varlığını koruyor” değerlendirmesinde bulundu.
Enerji arzı için en kritik soru, Hürmüz Boğazı’nın deniz ticaretine ne zaman ve nasıl güvenli hale getirileceği. Trump, petrol tankerlerine donanma eşliği teklif etti ve bölgedeki gemilere ABD sigorta desteği sözü verdi. Ancak istihbarat ve askeri kaynaklar, İran’ın aylarca sürdürülebilecek insansız hava aracı saldırısı kapasitesine sahip olduğunu belirtiyor; bu da boğazdaki güvenliğin kısa vadede sağlanmasını zorlaştırıyor.
Çatışma ayrıca ülkeleri, düşük stok seviyelerinin yarattığı tehlikeyi gözler önüne sererek savaş sonrasında stratejik petrol rezervlerini takviye etmeye yönlendirebilir. Bu durum petrol talebini artıracak ve fiyatları destekleyecektir.
Asya’da Tedarik Zinciri Krizi Derinleşiyor
Enerji sevkiyatındaki aksaklıklar, ham petrolünün yüzde 60’ını Orta Doğu’dan karşılayan ithalata bağımlı Asya’daki tedarik zincirlerini ve ekonomileri derinden etkiliyor.
Hindistan’da devlete ait Mangalore Refinery and Petrochemicals (MRPL), benzin ihracat kargolarında mücbir sebep ilan etti. Bu adım, arz yetersizliği nedeniyle satış sözleşmelerini yerine getiremeyen bölgedeki rafineri sayısının giderek arttığına işaret ediyor.
Çin’de en az iki rafineri üretimini kıstı. Bölgeye önemli bir yakıt tedarikçisi olan Çin, rafinerilerden yakıt ihracatını askıya almalarını istedi. Tayland da yakıt ihracatını durdururken Vietnam ham petrol sevkiyatlarını askıya aldı.
Aksaklıklar Rusya’ya avantaj sağlıyor. ABD’nin Hintli rafinerilere Orta Doğu arzındaki kaybı telafi etmek için Rus ham petrolü satın almalarına 30 günlük muafiyet tanımasıyla Rus ham petrol kargolarının fiyatları yükseldi. Washington daha önce tarife tehdidiyle Hindistan’a Rus petrol ithalatını azaltması yönünde baskı uygulamıştı.
Avrupa’da Çifte Darbe, ABD’de Siyasi Risk
Dünyanın ikinci büyük LNG ithalatçısı Japonya’da, yüksek yakıt fiyatları beklentisiyle Tokyo için 2025-2026 mali yılına ait taban yük elektrik vadeli işlemleri bu hafta üçte birden fazla arttı. Güney Kore’de ise sürücüler artan pompa fiyatları endişesiyle benzin istasyonlarında kuyruk oluşturdu.
Avrupalı tüketiciler için gaz arzındaki kriz ve yükselen fiyatlar ikili bir darbe niteliği taşıyor. Avrupa, 2022’de Rusya’nın Ukrayna’yı işgalinin ardından Rus enerji ithalatına uygulanan yaptırımlardan en çok etkilenen bölge olmuştu. Rus boru hattı gazının yerine LNG ithalatına yönelen Avrupa, önümüzdeki kışa hazırlık amacıyla gaz depolama tesislerini gerekli seviyelere doldurmak için geçen yıla kıyasla 180 LNG kargosu daha satın almak zorunda.
ABD açısından arz riskleri daha sınırlı; ülke son yıllarda dünyanın en büyük petrol ve doğal gaz üreticisi konumuna yükseldi. Ancak ABD ham petrol ve yakıt fiyatları uluslararası piyasalarla paralel hareket ettiğinden yurt içi arz yeterli olsa bile benzin ve motorin pompa fiyatları doğrudan etkileniyor.
AAA verilerine göre ABD’de ortalama perakende benzin fiyatı cuma günü ulusal bazda galonu 3,32 dolara ulaştı; bu geçen haftaya kıyasla 34 sentlik bir artış anlamına geliyor. Motorin fiyatları ise bir hafta önceki 3,76 dolardan 4,33 dolara yükseldi.
Pompa fiyatlarındaki artış, Trump ve Cumhuriyetçi Parti için kasım ayındaki ara seçimler öncesinde ciddi bir siyasi risk oluşturuyor.
Siebert Financial’ın baş yatırım sorumlusu Mark Malek, “Benzin fiyatları psikolojik olarak çok güçlü bir etkiye sahip. Tüketicilerin her gün gözüyle gördüğü enflasyon rakamı budur” değerlendirmesini yaptı.






