Dolar 32,9057
Euro 35,3781
Altın 2.461,21
BİST 10.693,37
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Samsun 28°C
Açık
Samsun
28°C
Açık
Sal 26°C
Çar 27°C
Per 27°C
Cum 27°C

Asıl Marifet İnsanların Borca, Hacze Düşmesini Engellemektir!

Asıl Marifet İnsanların Borca, Hacze Düşmesini Engellemektir!
27 Ocak 2023 20:26

Dr. Fatih Erbakan, “İnsanları önce borca, icraya, hacze esir edip ‘ben bu borçları hacizleri kaldıracağım’ demek marifet değildir. Asıl marifet milyonlarca vatandaşın alım gücünü, refahını artırmak ve onların bu borca, hacze düşmesini engellemektir.” dedi.

Erbakan Hoca bugün olsaydı sizi alnınızdan öperdi

Konuşmasının başında ülkemizin ve İslam Alemi’nin mübarek üç ayları ve Regaib Kandili’ni tebrik eden Erbakan, parti olarak teşkilatlarımızın üstün gayreti ve fedakârlıkları ile 4 senede büyük mesafe kaydettiğimizi belirterek şöyle konuştu:

“Bütün zorluklara rağmen; medya desteği olmadan, holdinglerin, patronların, dış güçlerin desteği, hazine yardımı olmadan, sizler 4 seneden beri canınızı dişinize takıp mücadeleyi gerçekleştirdiniz. Türkiye’nin dört bir yanında havası ve parası çok olan partileri geride bıraktınız. Allah sizlerden razı olsun. Gayretinizle 2’nci 40 yılın kahramanları olduğunuzu bütün dünyaya gösteriyorsunuz. Erbakan Hocamız bugün burada olsaydı eminim ki bu manzara karşısında hepimizi alınlarınızdan öperdi.”

İsveç ve Hollanda’ya tepki: Bunlar güç ve yaptırımdan anlar!

İsveç’te ve Hollanda’da Kur’an-ı Kerim’e yönelik yaşanan saldırılara sert tepki gösteren Erbakan, “Bu mübarek günleri idrak ettiğimiz sırada İsveç’te kendini bilmez bir meczup Kuran-ı Kerim’e saldırı yaptı. Asıl vahim olan tablo ise İsveç hükümeti gösteriye izin verip, polis tarafından koruma altına alarak bu nefret suçunun işlenmesine göz yumdu, zemin hazırladı. Bu acı yeni yaşanmışken Hollanda’da kendini bilmez biri Kuran’a saldırmaya kalktı. Resmi kurumların, devletin bunlara göz yumması, bunlara izin vermesi, hatta bu çirkin suçlar işlenirken polis koruması ile koruma altına alması bizlere Milli Görüş olarak 50 yıldan beri savunduğumuz gerçeklerde haklı olduğumuzu gösterdi. Erbakan Hocamız 40 sene boyunca, ‘Bu Avrupa’dan bize bir hayır gelmez’ dedi. ‘Bunların zihninin içerisinde İslam düşmanlığı vardır, bizi bunlar içeriye almazlar, ancak kapıya bağlar istediklerini yaparlar’ demiştir. Erbakan Hocamızı o zamanlar yadırgıyorlardı. ‘Biz Avrupasız nasıl yaparız? Avrupa’yı bırakıp geri kalmış Müslüman ülkelerle mi birlikte olacağız?’ diyenler… Avrupa Birliği’nin kapısında boşa bekletilmenin sonucunda bu yaşanan gelişmelere de bakarak Erbakan Hocamızın davasında ne kadar haklı olduğunu görmüş oldular. Yıllarca Avrupa Birliği’nin kapısını aşındıran iktidarda kendince bir tepki gösterdi. Dış güçler ve batılılar gibi, kuvveti üstün tutan bu zihniyetler ancak ve ancak güçten anlarlar. Bu sebeple onlara bir güç olarak ortaya çıkmamız gerekiyor.” diye konuştu.

‘Biz bu olayları daha çok kınarız’

İslam’a yönelik bu tarz saldırıların yaşanmaması için Türkiye’nin öncülüğünde İslam Birliği’nin kurulmasının gerekliliğini bir kez daha ifade eden Erbakan, “Türkiye’nin öncülüğünde Müslüman ülkelerin bir araya gelmesi hayati öneme sahip konudur. Müslüman ülkeler bir araya gelmezse zulme karşı duramazlar. Biz bu olayları daha çok kınarız. Dünyada tespit edilmiş doğalgazın, madenlerin, kaynakların pek çoğu Müslüman ülkelerin elindedir. Fas’tan Endonezya’ya kadar boğazların 3’te 2’si Müslüman ülkelerin elindedir. Bütün bu nimetlerin birleştirilmesi ve bu gücün bir yaptırım gücü olarak kullanılması lazım. Üzülerek ifade ediyorum, iktidar çareyi 20 seneden beri Avrupa Birliği’nin, G-20’nin, Amerika’nın peşinde aramış, çareyi Batı’da aramışlardır. Bu saatten sonra da D-8’in canlandırılması D-60’ın kurulması ‘Yeniden Büyük Türkiye’nin öncülüğünde İslam Birliği’nin kurulması noktasında herhangi bir adım atmayacaklardır. Diğer taraftan masa etrafında toplanan muhalefet partilerinin de bu noktada mevcut iktidardan bir farkı olmadığını görüyoruz. Onlar da yayınladıkları deklarasyonda Avrupa Birliği’ne, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin içtihatlarına tam manasıyla teslim olacaklarını ifade ediyor. Amerika’ya yaptıkları hamburger yeme seferleri, İngiltere’ye yaptıkları para arama seferleri, IMF yetkilileriyle otel odalarında yaptıkları gizli görüşmeler, küresel sömürü çarkının, dış güçlerin merkezi olan Davos toplantılarına katılıp oralardan yaptıkları açıklamaları görüyoruz. Küreselcilerin adamı olan Jeremy denilen şahıstan akıl danışmaları ve tavsiye almaları masa ittifakınında bu noktada derde derman bir adım atmasının mümkün olmadığını açık bir şekilde ortaya koyuyor. Bu noktada diyoruz ki, bu adımların atılabilmesi, ‘Yeniden Büyük Türkiye’nin öncülüğünde D-60 ve İslam Birliği’nin kurulması ve İslam Birliğinin öncülüğünde adil bir dünyanın kurulması adımını ancak ve ancak Milli Görüşçüler atabilir, Yeniden Refah Partisi atabilir.”

‘Asıl marifet insanların borca hacze düşmesini engellemektir’

İktidarın seçime yönelik hamlelerinden biri olarak değerlendirilen milyonlarca vatandaşı ilgilendiren borç yapılandırması düzenlemesini eleştiren Fatih Erbakan, şöyle devam etti:

“14 Mayıs tarihinde yapılacağı söylenen seçimler öncesinde iktidar seçim çalışmalarına hız verdi. Daha önce 2 bin lira altındaki borçluların borcunu sileceğini ifade eden iktidar, şimdide aynı uygulamayı vergi dairelerimize 2 bin lirayı aşmayan borcu olan vatandaşlarımız için hayata geçiriyor. Müjde olarak açıkladıkları olayla ilgili şu tespiti yapmıştık: 5,5 milyon insan, 2 bin liradan daha az bir borcu ödemekten aciz bir hale gelmiştir. 20 sene Cumhuriyet tarihinde kimseye nasip olmamış yetkiyle iktidarda kalanlar, aileleriyle birlikte milyonlarca insanı 2 bin liradan daha az tutarda vergi ve prim borçlarını ödeyemeyecek hale getirdiler. Bizler borçlarını ödeyemeyecek durumda olan vatandaşlara yardım edilmesini elbette destekliyoruz. Ancak insanları önce borca, icraya, hacze esir edip ‘ben bu borçları hacizleri kaldıracağım’ demek marifet değildir. Asıl marifet milyonlarca vatandaşın alım gücünü, refahını artırmak ve onların bu borca, hacze düşmesini engellemektir. Siz insanları açlık sınırının altından kurtarmazsanız, paylaşımda adaleti sağlamazsanız, bu sorunları çözmeniz mümkün olmaz. İşte biz Yeniden Refah Partisi olarak, ‘biz bu ülkede sadaka dağıtmak için gelmiyoruz, biz bu ülkede fakirliği ortadan kaldırmak için geliyoruz.’ diye hep söylüyoruz. Bakınız Ocak ayında yapılan hesaplamalara göre açlık sınırı 9 bin 800 lirayı geçti. 10 bin lira açlık sınırının olduğu bir ülkede emekliye 5 bin 500 lirayı layık görürseniz daha çok borç yapılandırması yapmak zorunda kalırsınız vergi borcunu affetmek mecburiyetinde kalırsınız.”

‘Uludağ Milli Parkının ranta açılması ülkeye ihanettir’

Uludağ’daki Milli Park’ın ranta açılması girişimlerine de tepki gösteren Erbakan, “AK Parti Bursa milletvekilleri tarafından hazırlanan ve 49 milletvekilinin imzası bulunan tasarı komisyondan geçti. Bundan sonra TBMM Genel Kurulu’na sunulması beklenen söz konusu tasarıyla, Milli Park sınırları içinde tek yetkili olan Tarım ve Orman Bakanlığı ile Doğa Koruma Ve Milli Parklar Müdürlüğü’nün yetkileri Kültür ve Turizm Bakanlığı’na ve Uludağ Alan Başkanlığı’na devrediliyor. Alan Başkanlığı sınırlarını genişletme yetkisinin verildiği tasarıya karşı çıkmamızın temel sebebi sınırların Cumhurbaşkanlığı kararı ile değiştirilebilir olması ve bugün 2 bin hektar olsa da devamında bunun 5 bin hektara belki de milli parkın tamamının Alan Başkanlığı ile yönetilmesinin önünün açılacak olmasıdır. Bursa gibi tabiat harikası ve tarihi bir şehrin sanayi merkezi yapılması çok büyük yanlışken şimdi de nüfusu 4 milyona yaklaşmış bir şehrin akciğeri ve su havzası olan Uludağ’ın yapılaşmaya açılması Bursa’nın da ülkemizin de tabiatına ihanettir. Bu alan Bursa’nın su havzası ve akciğeri olan bir bölgedir. Buraların rant uğruna betonlaşmaya açılması için bir çalışma yapılıyor. Bu tür yasal düzenlemeler Uludağ Milli Parkı’nın parsel parsel satılacağının işarettir. Bu teklif Milli Parklar Kanunu’na aykırıdır. Bu kadar milyarlık imar rantları elde edildi, Bursa’da büyükşehirlerde yer kalmadı. Her yer çimentoya boyandı ancak bütün bunlar yetmeyerek şimdide Uludağ’ın doğası bozularak milyar dolarlık yeni rant alanları oluşturulacak. Bunlar siyaseti ticaret olarak yapıyorlar. Halbuki Milli Görüş, siyasetin ibadet olarak yapılması demektir.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.