Bismillahirrahmanirrahim

Âlemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim olan Allah’a hamt, Peygamberimize, âline ve sahabelerine salât ve selam ederiz.

Dünya saadetin temel şartlarından birisi de refahtır. Refah; insanların ihtiyaçlarının kolay ve bol bir şekilde karşılanmasıdır. Bu ise ekonomik gelişmişlikle mümkündür. Türkiye’nin mevcut ekonomik durumu, üzülerek ifade edelim ki tam bir yıkım ve zillet halidir. Türkiye’de ekonomi, Adil Ekonomik Düzen ile değil, faizci kapitalist düzenle yürütülüyor. Faizci kapitalist düzenin temel görevi, zengini daha zengin fakiri daha fakir yapmaktır. Üretimi değil tüketimi ve israfı teşvik eder. Bu düzene göre devlet, stat yapar, fabrika yapmaz. Hastane yapar, ilaç ve tıbbi malzeme üreten fabrika yapmaz. Yol yapar, ancak bu yolları açacak ağır iş makineleri fabrikası açmaz. Havaalanı yapar, ancak kendi uçağını kendisi yapmaz. Kısacası faizci kapitalist düzen milleti ezer, ırkçı emperyalizmi ve rantiye sınıfını ihya eder. Bu kapitalist düzen milleti faizle, haksız vergilerle, bankacılık sistemiyle, israfla ve kumar oynatarak ezer ve üreten değil sadece tüketen bir toplum haline getirir. Faizci kapitalist düzen, bir münker yani kötülükler düzenidir.

Allah Teâlâ’nın ülkemize verdiği nimetlere rağmen bu günkü durum yürekler acısıdır. Ülkemizde, çarpık kur politikası ile dolar bazında, suni olarak yüksek gösterilmeye çalışılan kişi başına milli gelir, ekonomik bakımdan gelişmiş ülkelerin çok gerisindedir. İşsizlik ve gelir dağılımındaki adaletsizlik artmaktadır. İç ve dış borçlar artmakta, borçların anapara ve faiz ödemeleri yeniden borçlanarak yapılmaktadır. Toplanan vergilerin önemli bir kısmı faiz ödemelerine gitmektedir. Sonuç olarak, Allah Teâlâ’nın en büyük nimetlerine mazhar, çalışkan ve genç nüfuslu bir millet ve ülke olmamıza rağmen, halkımız açtır, işsizdir ve borca esir edilmiştir. Ekonomimizi dış güçler, milli menfaatlerimize aykırı hedeflerini gerçekleştirmek için, yönetmektedirler. Derviş yasaları hâlâ yürürlüktedir. İşbirlikçi iktidarlar, ülkeyi onlar adına hayırla değil şerle yönetiyorlar. Faizci kapitalist düzen bir şer ve kötülük düzenidir. Bu düzeni kim yürütürse yürütsün buradan bir hayır çıkmaz. Bu kötü gidişat ve ekonomik yıkım, Milli Görüş’ten ayrılmanın tabii bir sonucudur.

TEŞHİS

Mikrobu tanımadan tedavi olmaz. Şeytana şeytan demeden, çalışma düzenini bilip tanımadan, yaptığı fesadı engellemek mümkün olmaz. Bir kez daha ifade edelim ki Türkiye’de uygulanan ekonomik politika, ırkçı emperyalizmin finans kapitalizminin Türkiye’ye bütün müesseseleri ile yerleştirilmesidir. Bu, faizle yıkmak, haksız vergiler ve israflar ile batırmak ekonomisi demektir. Türkiye’mizi zayıf düşürerek sömürmek, bölmek ve işgal etmek isteyenler, sürüklendiğimiz ekonomik esareti çok iyiymiş gibi göstermeye çalışırlar. Aslında bu bir aldatmacadır. Dış ticaret açığı ve cari açığı sürekli olarak artan, bütçenin sürekli açık verdiği, üretime dönük hiçbir ciddi yatırımın yapılmadığı ve bu açıkların ancak kurulu tesis, fabrika, arsa ve toprak satarak veya yeniden borçlanarak kapatılabildiği bir ülkede ekonominin rayında gittiğini ileri sürmek, ancak bilinçli bir gafletin neticesidir. Bu ekonomik yıkım ve esaretin sebebi; faizdir, haksız vergilerdir, israftır, ihalelerden alınan komisyonlardır. Bu ülkede hiçbir kimse, ürettiği kadar, tüketme hakkına sahip değildir. Alım gücünün teminatı olan para, bizzat iktidarlar tarafından sürekli olarak alım gücü düşürülmekte, böylelikle emek hırsızlığı yapılmaktadır. Ufak bir azınlığın saadeti için, üretenlerin hakkı haksız olarak ellerinden alınmaktadır. Bu düzende, faiz masrafa yazılarak vatandaştan tahsil ediliyor. Vergiler, adil bir düzende vergi dışı sayılan kaynaklardan alınıyor. Tüketim üzerinden alınan; KDV, ÖTV gibi vergiler zulümdür. Gelirden alınan bütün vergiler zulümdür. Alım satım vergisi zulümdür. Bu haksız vergilerle vatandaş eziliyor. Düşük taban fiyatları ve düşük ücretle, vatandaş açlığa mahkûm ediliyor. Rant ekonomisi anlayışı ve uygulamaları ile ülke ekonomisinin düzlüğe çıkması ve “güçlü ekonomiye geçiş” mümkün değildir. Tam tersine rant ekonomisi, her geçen gün ekonominin batışını hızlandırmakta, gelir dağılımındaki adaletsizliği daha da derinleştirmekte ve sosyal patlamalara zemin hazırlamaktadır.

TEDAVİ

Bu izahlardan açık olarak anlaşılacağı gibi, yaşanan ekonomik felaketi ortadan kaldırmak için yapılacak iş; faizci kapitalizmin rant ekonomisinden, Milli Görüş’ün teklif ve telkin ettiği adil ekonomik düzenin reel ekonomisine geçiştir. Bu geçişi Batı taklitçisi; AK Parti ve CHP gibi partiler yapamaz. Bu geçişi Milli Görüş’ün tek temsilcisi Saadet Partisi yapar. Saadet Partisi; Reel Adil Ekonomik Düzen’i esas alırken, onlar; kapitalizmin rant ekonomisinde ısrar ederler. Saadet Partisi; Türkiye’nin bütünüyle kalkınmasını esas alırken, onlar; çoğunlukla, küçük bir azınlığın, sömüren gurubun kalkınmasını desteklerler. Saadet Partisi; adil bölüşüm ve herkese refahı esas alırken, onlar; çoğunlukla rantiyenin refahını esas alırlar. Çünkü Saadet Partisi’nin zihniyeti hakkı üstün tutan Milli Görüş’tür. Milli Görüş bir istikamettir, Saadet Partililerin en temel görevi, bu istikameti korumaktır. Reel adil ekonomiye geçişin başarılabilmesi, bazı şartlara bağlıdır. Kadro; Milli Görüşe, milli heyecana ve başarma aşk ve azmine sahip, bilgi, plan, program, takip, intaç sistemini disiplinle uygulayacak kadro ile bu hedefler gerçekleştirilecektir. Zihniyet; milletin kendi kaynaklarına güvenmek ve onları harekete geçirmek; üretim, istihdam ve ihracat seferberliğini başlatmak; bölüşümde herkesin hakkını almasını, ülkenin bütününün kalkınmasını ve bütün gelir guruplarının milli gelirden dengeli ve adil bir şekilde pay almasını sağlamak inancın temelidir. Böyle bir politikanın başarılı bir şekilde yürütülmesi, aynı zamanda adil bir düzene dayalı yeni bir dünyanın kurulmasını sağlar. Bu vizyona sahip olmayanlar Türkiye’yi ekonomik yıkımdan kurtaramazlar. “Önce ahlâk ve maneviyat” esası ile her şey düzelir. Selam hidayete tabi olanlara…

Yazar Hakkında

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir