Bismillahirrahmanirrahim

Âlemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim olan Allah’a hamt, Peygamberimize, âline ve sahabelerine salât ve selam ederiz.

Milli Görüşçü olmak bir nasip meselesidir. Milli Görüşçü olduktan sonra, onun temel esaslarına uyarak iş görmek, herkes için çetin bir imtihandır. Milli Görüşçü olmak için hakkı üstün tutmak, nefis terbiyesini esas almak, maneviyatı, hesap gününü dikkate alarak iş görmek gerekir. Bunların imtihanı çetindir. Hakkı üstün tutmak, nefis terbiyesini esas almak, maneviyatçı olmak, aynı zamanda bir ahlâk konusudur. Güzel ahlâk sahibi olmak, her insan ve toplum için bir zorunluluktur. Bunun için güzel ahlâkın bütün esaslarının çok iyi bilinmesi ve uygulanması bir zarurettir. Güzel ahlâka zarar veren kötü ahlâk ve bunlardan kurtuluş yollarının da kavranması önemlidir. Abesle iştigal, adavet, ilim sahiplerinin kıymetini bilmemek, aşırılık, atalet, ayıplamak, başa kakmak, başkanlık sevgisi, beddua etmek, boşboğazlık, münakaşa, cehalet, cimrilik, enaniyet, kardeşine eziyet etmek, fasıkları sevmek, fesat, fitne, gıybet etmek, haset, hırs, emanetlere hıyanet etmek, verdiği sözden dönmek, yanlışta inat etmek, kabalık, kin tutmak kötü ahlâktır. Ve yine münafıklık, nankörlük, nefret, nefse uymak, su-i zan, tahkir, vesvese ve zulüm kötü ahlâktır. Milli Görüşçülerin bu ve benzeri kötü ahlâklardan kaçınması, yapılan cihadı zafere taşıyacak önemli esaslardandır. İnkârcılar istemese de Allah nurunu tamamlayacaktır. Bu kesin bir hükümdür. Bu süreçte her birimiz, ümmet olarak, hakkın kapısını tutan liderinden üyesine Milli Görüşçüler olarak takınacağımız tavırlardan sorumluyuz ve bundan imtihan ediliyoruz. Bu yolda herkesin nasıl bir tavır takınacağı tadat edilmiştir. Herkes nasibine düşen görevin gereğini yapıyor, yapmıyor, bunun derdini taşımalıdır. Kardeşiz diyoruz, ne kadar bu kardeşliğin hukukuna riayet edebiliyoruz, düşünmeliyiz. Kendi içimizde ne kadar birbirimize merhametliyiz bunun muhasebesini yapmalıyız. Ben de yanılabilirim diyerek, sabit fikirlerimizi daha iyisi ile değiştirebiliyorsak, hak fikir söyleyenle, maksatlı beyanda bulunanı ayırıp, hak fikir söyleyeni baş tacı edebiliyorsak kazananlardan olabiliriz. Emanet, ehliyet, liyakat deyip, aramızda bu esasa uygun bir ilişki kurabiliyorsak, gönül kırmıyorsak, kırdığımız gönülleri tedavi yoluna gidebiliyorsak Allah’ın razı olduğu fert ve topluluklardan olabiliriz. İslam; söylem değil uygulama dinidir. Bu ise ispat ister. İspat eden kazanır, edemeyen kaybeder. Güzel ahlâk, kırgın gönülleri tedavi edip güzelleştiren ahlâktır.

KÖTÜYÜ İYİ İLE DEĞİŞTİRMEK

Kötü ahlâkı güzel ahlâk ile değiştirmek bir irade ve terbiye meselesidir. Bu konuda şu hususlara dikkat etmek gerekir. 1. İnsanın olgun bir akıl üzere doğup, Allah Teâlâ’nın lütfuyla, herhangi bir eğitim ve öğretim almadığı halde bilgili ve edepli olmasıdır. Buna en güzel örnek Allah Resulü (S.A.V.) ve diğer peygamberlerdir. Peygamberlerin tamamı kötü ahlâk hastalıklarından arınmış olarak birer hayat sürmüşler ve görevlerini bu özellikleriyle birlikte tamamlayarak Cenab-ı Allah’a kavuşmuşlardır. Bizler de onlar gibi olmaya çalışmalıyız. 2. Yetişkin insanın, bizzat kendisinin; öğrenme, çalışma ve gayret yoluyla kötü ahlâktan ve hasarından kurtulmasıdır. İnsanın kendi isteğiyle böyle bir çaba içine girmesi önemlidir. Bu gayretiyle insan, kâmil insan olma yolunda adım adım yükselir. İnsanın istenilen güzel ahlâkı elde etmesi için, bir takım zorluklara göğüs germesi ve çabalaması gerekir. İmam-ı Gazali şöyle diyor: “Bir kimse, üzerindeki kötü huyları düzeltmek isterse onun tek bir yolu vardır. Bu yol da, kötü huyun ona buyurduğu her şeyi işlememektir. Çünkü şehvet ve kızgınlığı, ona aykırı olan bir şeyden başkası yok edemez. Her şeyi, onun zıddı olan şey ortadan kaldırır…” Bir kimse, güzel işleri alışkanlık edinirse o kimsede güzel huylar meydana gelir. İslam’ın güzel ahlâka yol göstermesinin hikmeti budur. Çünkü İslam’dan maksat, gönlü kötü halden güzel hale döndürmektir. 3. Güzel ahlâk ve fazilet sahibi kimselerin sohbet ve ziyaretlerine devam etmek, kitaplarını okumak; zevk ve eğlence peşinde koşan kötü ahlâklı insanlardan uzak kalmak, kötülüklere düşme konusunda nefsi başıboş bırakmamak. Fert ve toplumun bulunduğu çevreden, öğretmenlerinden, toplum liderlerinden, tanınmış ilim ve irfan adamlarından etkilendiği tartışmasız bir gerçektir. Bunu bilen insan, kendisi için en uygun ortamı ve kişileri seçmede dikkatli olur, ona göre davranırsa kendisini kurtarmış olur. 4. İlmin üstünlüğünü, yüceliğini düşünerek Kur’an-ı Kerim’i, muteber İslam ilmihallerini ve ahlâk kitaplarını okumak ve bunlardan yararlanmak. 5. İnsan olmanın doğal sonucu olarak işlenen hataları düzeltecek iyi niyetli, çalışkan, vefalı, sadık dost ve arkadaşlar edinmek, bunlar hakkında söylenecek küçük kusurları görmemek. 6. Dünyanın vefasızlık, fanilik, aşağılık ve kötü yönlerini araştırmak ve nefsin arzularını terk etmek ve bütün kötülüklerle mücadele etmek. 7. Yakın bir gelecekte kendisi gibi yetişkin bir insan olacağını düşünerek, kişinin çocuklarına, torunlarına eksiksiz bir güzel ahlâk eğitimi vermesidir. Bundandır ki her Milli Görüşçü için “nefis terbiyesini esas almak” önemlidir. Mümine güzel ahlâk değer katar.

GENÇLİK

Gençlik bir milletin geleceğidir. Gençliğin ahlâklı, bilgili, sağlıklı yetişmesi ve hayata hazırlanması ailelerin ve devletin temel görevidir. Bir milletin asıl gücü tankı ve tüfeği değil, yetiştirilmiş imanlı, ahlâklı evlatlarıdır. Gençlerin kötü alışkanlıklardan korunması için gerekli her türlü önlemlerle birlikte, gençlerin aile içinde kalarak milli ve manevi değerlerimize bağlı gençler olarak yetişmelerini sağlamak, geleceğimizin teminatıdır.

ÇEVRE

Yeryüzü ve çevredeki her şey bize Allah’ın bir emanettir. Bu emaneti koruyarak ve geliştirerek bizden sonraki nesillere intikal etmesini sağlamak, bir güzel ahlâk örneğidir. Yaş kesen baş keser. Mümin kardeşini ihmal eden, yalnız kalır. Selam hidayete tabi olanlara…

Yazar Hakkında

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir