Bismillahirrahmanirrahim

Âlemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim olan Allah’a hamt, Peygamberimize, âline ve sahabelerine salât ve selam ederiz.

Milli Görüş, sıradan bir hareket değildir. İslam bize uymaya mecbur değil, biz İslam’a ve onun getirdiği hak ve adalet ölçülerine uymaya mecburuz. Büyüklerimiz; “Zararlı şeyleri ve kötülükleri ortadan kaldırmak, fayda temin edecek şeyleri yapmaktan önce gelir” demişlerdir. Kötülüklerle mücadele etmek, Milli Görüş’ün; şartlar ne olursa olsun terk etmeyeceği temel görevlerdendir. Milli Görüş’ün, benimsediği hak anlayışı gereği, kötülükler ile mücadele etmesi mecburidir. Milli Görüş’ün benimsediği hak anlayışı doğru hak anlayışıdır ve şunlardır;
1- Doğuştan insanlara verilen haklar, temel insan hakları;
   a. Yaşama hakkı,
   b. Aklın muhafazası hakkı,
   c. Neslin muhafazası hakkı,
   d. İnanç hürriyeti, bu ise; ifade hürriyeti, öğrenim hürriyeti, örgütlenme hürriyeti, inandığı gibi yaşayabilme ve ibadet hürriyetini kapsar.
   e. Mülkiyet hakkı,
   f. Ve diğer bilinen temel insan hakları hürriyetleri, seyahat, iş tutabilme, meslek seçebilme gibi haklar.

2 – Emek.

3 – Rıza ile yapılan anlaşma ve mukaveleler.

4 – Adalet gereği doğan haklar. Toplumun din ve ahlâkta, ilimde, iktisat ve ekonomide, siyaset, idare ve hukukta saadet bulabilmesi için, düzenin bu doğru hak anlayışına dayanması gerekir.
İnsanların saadeti için gerçek hak anlayışını benimsemek ve uygulamak şarttır.

Sayılan bu hakları kullanılamaz hale getiren bütün kötülükler, savaşılması gereken şeylerdir. Hak ve hürriyetler; fert ve toplumun lehine olan şeyleri kapsar. Fert ve toplumun zararına olan şeyler ise, hak ve hürriyetler dışında kalır. Adalet; insanın lehine olan şeyleri ikame etmek, zararına olan şeyleri de engellemektir. Milli Görüş ve Saadet Partisi için maruf ve münker, helal ve haram, adalet ve zulüm, hak ve batıl kavramları önemlidir. Bu kavramlar ile anlatılmak istenen hiçbir mesele, uzlaşmak için pazarlık konusu yapılamaz. Milli Görüşçüler, hak ile batılın sentezlenmesinden şiddetle sakınırlar. 

BİZLER…
Biz Milli Görüşçüler; doğuştan insana verilen haklardan “yaşama hakkına” zarar veren her kötülüğe karşı çıkar, bu kötülükleri savunan hiçbir grupla onların lehine iş tutamayız. İnsanın aklına zarar veren içki ve uyuşturucu gibi kötülüklerle mücadele ederiz. Nesil emniyetini tehdit eden zina, fuhuş, LGBT gibi sapıklıklara karşı net ve anlaşılır bir tavır sergileriz. İnanç hürriyetine yönelik her türlü baskının karşısında oluruz. Yaratan Allah’ı tazim eder, yaratılmış bütün varlıklara karşı şefkat besleriz. İnanç hürriyetini ortadan kaldıran, materyalizm, komünizm, faşizm, ırkçılık gibi zararlı akımların değirmenine su taşımayız. Mülkiyet hakkını önemli bir insan hakkı olarak görür, bu hakka musallat olan faiz, kumar, gasp, rüşvet, hasız vergi gibi kötülüklerin tamamına karşı koyarız. Bize göre emek bir hak sebebidir. Faizci kapitalizm, emek hırsızı bir düzendir. İnancımız böyle bir düzene rıza göstermez. Emek, adil bir düzenle korunur, bundandır ki Milli Görüş, adil bir düzen kurmak için çalışır. Rıza ile yapılan meşru anlaşmalar taraflar için hak doğurur. Bu anlaşmalar ile doğan hakların korunması, güven ortamının korunması ile mümkündür. Milli Görüş, bu güven ortamını bozacak, fert ve toplumu huzursuz kılacak zulüm siyasetinden uzak durur. Adalet, mülkün temelidir. Adil Düzen olmadan adalet olmaz. İslamsız saadet olmaz. 

TUĞYAN
Kur’an; “İnsanlar içerisinde iman edenlere düşmanlık bakımından en şiddetli olarak Yahudiler ile şirk koşanları bulursun…” ayetiyle, inananlara düşmanlık edenlerden söz eder. Günümüzde bu iki kesim karşımıza Siyonizm, ABD ve AB olarak çıkıyorlar. Siyonizm ve Haçlı Batı, İslam ve Müslümanlar ile savaşı, akla gelen-gelmeyen bütün kötülükleri örgütleyerek yürütüyorlar. Bunlar derin bir tuğyan içindedirler. Tuğyan, taşkınlık, azgınlık, haddi aşma kötülüğüdür. Tuğyan; istikametten sapmak, itikat ve düzen olarak İslam’a başkaldırmaktır. Bunların işi gücü fesat çıkarmaktır. Fesadın gayesi, varlık ve oluştaki dengeyi bozmak, bozgun ve yozlaşmaya sebep olmaktır. Bunların etkili silahlarından birisi de nifak çıkarmaktır. Nifak; ikiyüzlülük anlamında büyük bir kötülüktür. Şirk, maddi ve beşeri olanı ilahi olan ile denk görmek anlamında başka bir kötülüktür. Faiz, kumar, gasp; mala ve emeğe yönelik işlenen kötülüklerdir. Zina ve eşcinsellik gibi sapkınlıklar, nesil emniyetine karşı işlenen kötülüklerdir. İçki, akıl emniyetine yönelik bir kötülüktür. Haram lokma kötülüktür. İsraf ve zulüm kötülüktür. Materyalizm ve eğitimi kötülüktür. Bu kötülüklerin tamamıyla mücadele etmek Milli Görüş’ün şiarıdır. 

İHTAR
Allah’ın düzeninde, insana yüklediği sorumluluklarda bir değişiklik olmaz. “Kim bir kötülük görürse, onu eliyle değiştirsin. Şayet eliyle değiştirmeye gücü yetmezse, diliyle değiştirsin. Diliyle değiştirmeye de gücü yetmezse, kalbiyle düzeltme cihetine gitsin ki, bu imanın en zayıf derecesidir.” Bu görevi yapmayan fert ve toplumlar, zillete düşerler. Peygamberimizin şu hadisi önemlidir: “Canımı gücü ve kudretiyle elinde tutan Allah’a yemin ederim ki, ya marufu emreder ve münkeri menedersiniz, ya da Allah kendi katından yakın zamanda üzerinize bir azap gönderir. Sonra Allah’a yalvarıp dua edersiniz ama duanız kabul edilmez.” Bu uyarı üzerinde düşünmek, anlamlı bir muhasebe yapmak ve gerekli dersleri çıkarmak hepimizin görevi olmalıdır. Müslümanlar arasında düşmanlıkların ortaya çıkması ve benzer  musibetler, iyiliği emir, kötülüğü engelleme görevinin ihmal edilmesinin sonucudur. Musibet ve bela anında yapılan duanın da kabul edilmeyeceği, bu hadiste açık bir şekilde bildirilmektedir. Duanın kabul edilebilmesi için adil düzeni telkin ve teklif etmek, faizci kapitalist düzeni men etmek gerekir. Bilinmelidir ki cihadın en faziletlisi, zalim sultanın karşısında hakkı ve adaleti söylemektir. Yapıyoruz demek yetmez, yapmak gerekir. Selam hidayete tabi olanlara…

Yazar Hakkında

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir