Bismillahirrahmanirrahim

Âlemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim olan Allah’a hamt, Peygamberimize, âline ve sahabelerine salât ve selam ederiz.

Türkiye’de ve dünyada siyasetle ilgilenen herkesin kabul etmesi gereken tek gerçek şudur ki, göklerin ve yerin idaresi, mülkiyeti yalnızca Allah’a aittir. Fert ve toplumlar için; Allah’ın dışında, kulu durumundakilerden ne düzenine uyulacak bir otorite, ne koruyucu, ne de bir yardım eden olmaz. Çünkü imtihan olunan, imtihan edenin yerine geçerek, ne bir konu belirleyebilir, ne de soru belirleyebilir. İnsanı, mükerrem bir varlık olarak yaratan da, ona uyacağı İslam yolunu gösteren de, bu yol ile imtihan eden de sadece Allah’tır. Önümüzdeki seçimlerde iktidar için mücadele edecek olan bütün liderlerin hesaba katması gereken tek gerçek bu olmalıdır. Muhatap olunan istikamet İslam’dır. Buna mukabil, kendi inancına, insan ve çevre anlayışına göre bir hile rejimi ve kölelik düzeni kuran ırkçı emperyalizm ve Batı, insanları bu sisteme uydurmaya çalışıyor. Bu uyduruk ve zararlı düzenleriyle insanlığın İslam’la bağlarını kesmeyi hedefliyorlar. Bunu sadece kendi insan kaynaklarıyla yapmıyorlar. Ülkelerde; adı Ahmet, Hüseyin olan işbirlikçi insan kaynaklarını da kullanarak gayelerine ulaşıyor. Bugün ülkemizde fert ve toplum için en önemli sorun, hâkim güçlerin haksız siyasi tasallutundan tam olarak kurtulamamış olmaktır. Milletimiz; Batı galaksisinden kurtulup, Milli Görüş zihniyetine tam olarak tabi olmadan, barışa, refaha ve adil bir düzenle elde edilecek saadete kavuşamaz. Bunun için de Saadet Partisi’nin ve kadrolarının etkin olacağı bir iktidara ihtiyaç vardır. Böyle bir iktidar ile milletimiz, “önce ahlâk ve maneviyatı” esas alan bir eğitim düzenine, maddi ve manevi kalkınmayı birlikte ele alan adil bir ekonomik düzene, yeni bir saadet dünyası kurmayı hedefleyen şahsiyetli bir dış politikaya kavuşabilir. İktidar gücü bir emanettir ve bu emaneti kullarına veren de alan da Allah’tır. Nuh’a, İbrahim’e, Yusuf’a, Musa’ya, Davut ve Süleyman’a iktidar gücünü emanet eden Allah, bu gücü Nemrut’a, Firavun’a, inkârcı kâhinlere, müşrik rahiplere de emanet etmiştir. İktidar emanetini yüklenen salih yöneticiler, insanlara İslam ile hükmetmişler ve böylelikle emanete sadık kalmışlardır. İktidar nimetini yüklenen, inkârcılar, müşrikler ve münafıklar ise hak ile değil batıl ile hükmetmişler, böylelikle onlar emanete hainlik etmişlerdir. Salihler kazanırken, zalimler kaybetmiştir.

ADİL İKTİDAR

Adil iktidar; fert ve toplumun lehine ve refahına olan hizmetleri yapan, zararına olan işleri yapmaktan kaçınan iktidardır. Adil bir iktidar; her şeyden önce hakkı üstün tutar. Hakkı üstün tutmayan bir iktidar adil bir iktidar olamaz. Biz millet olarak; Alevi’siyle, Sünni’siyle, Kürt’üyle, Türk’üyle, İslam toplumunun mensuplarıyız. Adil bir iktidar; doğru hak anlayışını esas alarak bütün toplum kesimlerinin hak ve hukukunu koruyan iktidardır. İnsanın akıl emniyetini tehdit eden bütün kötülüklerle mücadele eden adil bir iktidar, insanın, nesil, inanç, yaşama ve mülkiyet emniyetini tehdit eden bütün kötülüklerle mücadele eder. İnsanı yaşatmak için aile kurumunu korumak gerekir. Aile kurumu, Batı’nın bize dayattığı, içinde ifsattan başka bir şey olmayan “ İstanbul Sözleşmesi” gibi düzenlemelerle korunmaz. Aileyi korumak için, erkekle kadını birlikte korumak gerekir. Erkek ve kadın sadece İslam ahlâkıyla korunabilir. İdeolojilerin, koruma adı altında milletin önüne sunduğu tek çözüm yozlaşma ve sapkınlıktır. İktidara talip altılı masanın kimi liderleri, İslam ahlakının ulvi prensiplerini dikkate alarak, bu konudaki takıntılarını gözden geçirmelidir. Adil bir iktidar; faizci kapitalizm yerine adil ekonomik düzeni esas alıp yürüten iktidardır. Böyle bir iktidar, faizi üretimin bir parçası olmaktan çıkarır, faizle borçlanma yapmaz, milleti kumar belasından kurtarır. Tüketim kaynaklı vergi düzeninden, üretim kaynaklı adil vergi düzenine geçer. Bunun için üretimi artıran bir anlayışta olur. Adil bir iktidar; Batı’nın ne olduğu belirsiz materyalist eğitimi yerine, tamamen milletimizin inancından, tarihinden ve kültüründen ilham alan milli ve yerli bir eğitime döner. Adil bir iktidar; israfın her türlüne karşı savaş açar. Milleti çalışarak geçinmeye teşvik eder, emeği değersizleştiren yüklerden kurtarır. Üreticiyi de tüketiciyi de, çıkar çevrelerinin küfesini taşıyan köleler durumuna düşürmez. Bir iktidarı adil yapacak tek zihniyet ise Milli Görüş’tür. Altılı Masa’yı Milli Görüş mayasıyla mayalayacak olan da Saadet Partisi’dir. Sorumluluk ağır, görev çetin, mükâfatı da Allah’ın rızasına nail olmaktır.

ÖNCE İNSAN

İnancımızın en temel esaslarından birisi de “insanların hayırlısı, insanlara faydalı olandır” esasıdır. Biz Müslümanları Batı’dan ve Batıcılardan ayıran en önemli fark; biz, Allah’ın birliğine inanırız, onlar üçtür diye inanırlar. Biz, insanın günahsız olarak doğduğuna inanırız, onlar günahkâr olarak doğduğuna inanırlar. Biz, çevrenin Allah’tan insanlara bir emanet olduğuna inanırız, onlar ise kilisenin ve üstün ırkın mülkü olduğuna inanırlar. Biz, İslam’a itikat ve düzen olarak teslim olmuşken, batılılar ve batıcılar İslam’a düşmanlıkta ittifak etmişlerdir. İnancımıza göre insan İslam ile korunur, materyalizm ile yok edilir. Bunun için siyasetin temel görevlerinden birisi de, İslam ile insan arasına örülen duvarları kaldırmak, insan ile İslam’ı yeniden buluşturmaktır. Adil bir iktidar; insanların İslam’dan sapmasını sağlayacak uygulamalardan şiddetle kaçınır ve fert ve toplumun, can, mal, akıl, nesil ve din emniyetini sağlamaya çalışır, bu temel hakları korur. Bu haklar Milli Görüş zihniyeti ile korunur. İslam karşıtlığı ile ılımlı İslam arasında, sapıklık bakımından hiçbir fak yoktur. Biri inkârcılık, diğeri ise münafıklıktır. Belki ikincisi birincisine göre daha tehlikelidir. Selam hidayete tabi olanlara…

Yazar Hakkında

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir