Bismillahirrahmanirrahim

Âlemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim olan Allah’a hamt, Peygamberimize, âline ve sahabelerine salât ve selam ederiz.
Seçimler yaklaştıkça, adaylık tartışmaları kızışıyor. İki taraf var. Birinci taraf, Cumhur İttifak’ı, ikinci taraf ise, Altılı Masa ittifakıdır. AK Parti, MHP, BBP, Vatan Partisi yani, Sayın Erdoğan, Bahçeli, Destici ve Perinçek, Cumhur İttifakı’nı oluşturan partiler ve liderlerdir. Saadet Partisi, CHP, İyi Parti, DP, Gelecek, DEVA, yani Karamollaoğlu, Kılıçdaroğlu, Akşener, Uysal, Davutoğlu ve Babacan, Altılı Masa ittifakı partileri ve liderleridir. Bir de HDP önderliğinde kurulan bir ittifak var. Bu güne kadar gündemi meşgul eden en önemli konu, Altılı Masa ittifakının adayı kim olacak sorusu ve cevabıdır. Asıl tartışılması gereken konu bu değildir. Türkiye, nasıl bir düzen ve nasıl bir zihniyetle yönetiliyor konusu gündem edilmeli, konuşulmalı ve çözüm üretilmelidir. Türkiye, kapitalist bir düzen ve kuvveti üstün tutan bir zihniyetle yönetiliyor. Fert, toplum ve ülke olarak yaşanan ahlaki ve manevi tahribat ve yozlaşmanın, ekonomik yıkım ve fesadın, dış politika faciasının temelinde faizci kapitalist düzen ve kuvveti üstün tutan zihniyet bulunmaktadır. Bu iki şey, ülkeyi yaşanmaz hale getiren iki mikroptur. Bunlar fark edilip tedbirleri alınmadan, fert ve toplumun saadet ve refaha kavuşması mümkün olmaz. Türkiye’nin, fert ve toplumun kurtulması için Adil Düzen’e ve hakkı üstün tutan bir zihniyete, yani Milli Görüş’e ihtiyaç vardır. Yapılacak seçimler, böyle bir değişimi sağlamayacaksa, değişen hiçbir şey olmayacaktır. Türkiye, Adi Düzene, hakkı üstün tutan bir zihniyete dönecekse, bunun için gerekli olan şey, adil devlet başkanıdır. Altılı Masa ittifakı, milletin karşısına, Adil Düzen’e geçme, hakkı üstün tutan bir zihniyetle yönetme vaadiyle çıkmak zorundadır. Ve belirlenecek aday da, bu vadi gerçekleştirecek özelliklere sahip olmalıdır. Adil Düzen, Hakkı Üstün Tutan bir zihniyet ve bu iki şeye uygun adalet ve liyakat sahibi emin bir aday…

ARANAN ŞARTLAR
Halkının çoğunluğu Müslüman olan Türkiye’yi idare etmek için seçilecek Cumhurbaşkanı, milli ve yerli olmakla birlikte, devlet millet kaynaşmasını sağlayacak birikim ve bilgiye, tecrübeye, hidayet ve ferasete, tarih şuuruna sahip olmalıdır. Seçilecek Cumhurbaşkanı İslam’ı, çıkarları için istismar eden değil, adil bir yönetim için İslam’dan beslenen bir kimse olması halinde başarılı olabilir. Cumhurbaşkanı olabilmek ve toplumu hakkı üstün tutan bir zihniyetin dayanağı olan hak ve adalet ölçülerine göre yönetmek bir nasip işidir. Bu ulvi görev, ehil olmayanlara verilirse, her türlü huzursuzluğun ve bunalımın çıkması kolaylaşır ve problemlerin çözülmesi yerine, yeni problemlerin çıkmasına yol açabilir. O halde, toplumu yönetecek olan kişinin ahit ve akitlerine sadık, bilgili, güçlü, adil, doğru sözlü olması ve yalancı olmaması istenmektedir. Seçilecek Cumhurbaşkanı; 1. Hakkın hak anlayışına teslim olması gerekir. Kuvveti üstün tutan bir Cumhurbaşkanından kimseye hayır gelmez. Böyle bir Cumhurbaşkanı milleti için değil, çıkarı, yakın çevresi ve rantiyeciler için çalışır. Bizim inancımız, hakkı üstün tutmayan bir kimseyi emir sahibi yapmayı uygun bulmaz. 2. Akıllı olmalıdır. Akıl, sorumluluğun dayanağıdır. Hak ile batılı birbirinden ayıran ve hakta karar kılan kimseye akıllı insan denir. Akıl; emir sahibini hatadan ve gafletten uzak tutar. 3. Yetişkin ve reşit olmalıdır. Yetişkin ve reşit olmayan bir kimsenin emir sahibi olması, yıkım olur. 4. Hür olmalıdır. Bu yerli ve milli olmak, zihnen ve bedenen köle ve esir olmamaktır. 5. Adalet sahibi olmalıdır. Toplumda yaşayan insanların haklarına saygı göstermek, hakkı hak sahibine vermek demektir. Adalet; adil düzendir. Adalet; faizle, kumar ve içkiyle, haksız kazançla, sapıklığın her türlüsü ile mücadele etmektir. 6. İlim sahibi olmalıdır. Devlet başkanı olacak kimse, ilim sahibi olmalıdır. İlim Kur’an ve sünnet gibi hak kaynaklardan, icma ve kıyasa dayanan salim fıkıhtan elde edilmelidir. 7. Bedenen yeterli, muktedir bir kimse olmalıdır. Görme, işitme ve konuşmasında sağlıklı olması şarttır. Duyu organlarında, azalarında, tasarruf kabiliyetinde görevi yapmaya engel bir eksiklik olmamalıdır. Ayrıca devlet başkanı, yiğit, mert ve dirayetli olmalıdır. Çünkü adaleti ikame etmek, adil düzeni benimseyip yürütmek, zalimlerle mücadele etmek için bu özelliklere ihtiyaç vardır. Yalan konuşan, kutuplaştıran, helalle haram karıştıran bir kimsenin devlet başkanı olduğu yerde, adalet, huzur ve barış olmaz.

İYİLİK VE TAKVA İŞ BİRLİĞİ
İyilik ve takvada işbirliği içinde olmak, şuurlu insan olmanın ve inancın gereğidir. Rabbimiz; “Yeryüzünde zulüm ve haksızlığı ortadan kaldırmak ve İslam’ın telkin ve teklif ettiği adil düzeni hâkim kılmak için birleşin. Ahlâkî değerleri yeniden yücelterek iyilikleri yaygınlaştırma ve zulme karşı tek yumruk olarak kötülükleri engelleme konusunda, takvada birbirinizle yardımlaşın. Günah işlemek ve düşmanlıkları körüklemek amacıyla yardımlaşmayın” diye emrediyor. Biz şuurlu Müslümanlar, Milli Görüşçüler olarak Adil Düzen mücadelesini terk ettiğimiz takdirde, meydan faizci kapitalist düzeni yürüten işbirlikçi kadrolara kalır ve zulüm, derinleşerek insanlığın başına bir kâbus gibi çöker. Bu mücadeleyi verirken bir takım ittifak ve işbirliklerine ihtiyaç vardır. Bu bir zorunluluktur. Bu ülke hepimizindir. Hepimiz, Allah’ın kulları, Âdem’in evlatlarıyız. Devleti yaşatmak için insanı, insanca yaşatmak gerekir. Altılı Masa ittifakı içinde Saadet Partisi’nin konumu, tespih tanelerini bir arada tutan imame gibidir. Saadet Partisi’nin içinde bulunduğu her ittifak, iyilik ve adalet ittifakı olmuştur. Geçmişte böyle olmuştur, şimdi de böyledir. Selam hidayete tabi olanlara…

Yazar Hakkında

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir