Bismillahirrahmanirrahim

Âlemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim olan Allah’a hamt, Peygamberimize, âline ve sahabelerine salât ve selam ederiz.

Hakkı üstün tutmak ve hukuku gözetmek bir insanlık ve Müslümanlık görevidir. Bu görev için gerekli olan temel esas ise nefis terbiyesidir. Nefsini terbiye eden kimseler, yaratan Allah’ı tazim, yaratılmış bütün mahlûkata şefkatle yaklaşırlar ve merhamet ederler. Böyle olanların sahip olduğu ahlak, adalettir, merhamettir, sevgi ve şefkattir. Nefsine esir olanlar ise hem yaratan Allah’a hem de mahlûkata kin ve nefretle yaklaşırlar. Kandan beslenen vampirler gibi, onlar da, kin ve nefretten beslenirler. Böyle olanların sahip olduğu ahlak ise zulümdür, bencilliktir, kin ve nefrettir. Geçmişte olduğu gibi günümüzde de tuhaf ve anlamsız olaylar oluyor. Yüzleri kızartacak suç ve kabahatleri gizlemek için, suni gündemler üretmekte çok başarılı olunduğu ortadadır. Son üretilen şey, İmamoğlu’na verilen 2 yıl, 7 ay, 15 günlük cezadır. Bunun, birileri tarafından kurnazca planlanmış şuurlu bir operasyon olduğunu bilmek gerekir. Burada birilerine mesaj verilmek isteniyor. Bu mesaj, kimden kimedir? Bin kere düşünerek, tekrar tekrar düşünerek okumalar yapılmalı, bu ve benzeri olaylar hukuk ve ahlak gözetilerek okunmalıdır. Erdoğan ve müttefikleri, önümüzdeki seçimleri almak istiyor. Bilinen usullerle seçim almanın mümkün olmadığı durumlarda, alışık olunmayan yöntemler ve araçlar devreye sokuluyor ve halk gerçekte şikâyet ettiği yöneticilere mecbur bırakılıyor. Bu sefer bu operasyon; elde edilmek istenen neticeyi verir mi, vermez mi, hep birlikte göreceğiz. Olacak olan olacaktır ama bu da Allah’ın dilemesi ile olacaktır. Olup olmamakla ilgili olarak Allah’ın düzeninde bir değişiklik olmaz. İnsanlar, sebepler ile imtihan oluyor. Fert ve toplum nasıl ise, neye ve kime müstahaksa, sonuç ona göredir. Herkes layığını bulur. Fert ve toplum bilmelidir ki yönetim, hak etmeyene ya da görevini kişisel çıkarlara alet edene veya emaneti nasıl yerine getireceğini bilmeyene verilirse bu; zulme, adaletsizliğe ve huzursuzluğa sebep olur. Şeytan, düzenini yürütecek adam ve kadroya yol vermek ister. Plan ve programını buna göre yapar ve uygular. Şeytanın bu oyununu bozmak, şuur sahibi fert ve toplumun görevidir. Bu oyun, Millî Görüş ile bozulur. Oyun büyük, makasa gelmeyelim, Millî Görüş’e sarılalım ki yok olmayalım… Özel hesap yapmadan, emin ve güvenilir bir Ömer ile yola çıkıldığında, Şeytan’ın bütün tuzaklarının ne kadar zayıf olduğu görülecek ve zafer hakka ve hukuka inananların olacaktır.

TEVHİT

Tevhit; gücünü birden alan birlikteliktir. Tevhit gücüne sahip olan müminler, emanete hıyanet etmezler ve onun değerini, ne olduğunu unutmadıkları için, zalimlerden ve cahillerden olmazlar. Ak Parti, MHP, BBP, Perinçek’in Vatan Partisi ve de varlığını Tayyip abilerine borçlu olanlar, bilsinler veya bilmesinler; Avrupa Birliği’ni üstün medeniyet olarak görüyorlar, bu birliğin ilah, insan ve çevre inancına uygun bir yolda yürüyorlar. Düzen olarak, Protestanlık mezhebinin dini düzeni olan faizci kapitalist düzeni benimseyip yürütüyorlar. ABD ve İsrail’i stratejik müttefik edinerek, bu müttefikliğin bütün icaplarına, bedeli mukabilinde riayet ediyorlar. Kutuplaşmadan, kin ve nefretten, ötekileştirmeden besleniyorlar. Gidilen bu yol, milletimizin bin yıllık tarihinde benimsediği Millî Görüş yolu değildir. Bunun için Erbakan Hocamız; “Beni niçin AKP’nin günahlarına ortak etmeye çalışıyorsunuz, ben hiç İslam Birliği’ni bırakın AB’ye girin, Adil Düzen’i bırakın, Faizci Düzeni yürütün der miyim” demiştir. “Erdoğan, Erbakan Hoca’nın bütün hayallerini gerçekleştirdi” diyenler, doğru bir söz söylemiyorlar. Yapılan şey, Erbakan Hocamızın kimi hayalleri, peşinden gidilen karanlık yol için alet ediliyor.

Bir masa etrafında bir araya gelen altı lider; Saadet Partisi, CHP, İyi Parti, Deva Partisi, Gelecek Partisi, Demokrat Parti liderleri, yaşanan ahlaki ve manevi tahribatı, ekonomik yıkımı, dış politika faciasını durdurmak için bir araya geldiler. Bunun manası, Erbakan Hocamızın yıllarca savunduğu “Yaşanabilir Bir Türkiye, Yeniden Büyük Türkiye” idealini birlikte hayata geçirmektir. Altı lider, bu ideallerin ne kadar kıymetli şeyler olduğunu bildikleri için, buna göre hareket ediyorlar. Saadet Partisi, diğer liderlerde bu kararlılığı ve inancı gördüğü ve Adil Bir Düzen’in tesisi için bu masada bulunuyor. Bu masa, bir günah ortaklığı masası değildir. Saadet Partisi’nin böyle bir ortaklığa rızası olmaz.

EMİNLİK

Emaneti, iktidar yükünü ancak şuurlu ve akıllı kimseler taşıyabilir. Emin insan, yüklendiği emanetle kıymet kazanır. İslamsız saadet olmaz. Allah, gerek kendi hakları gerekse kullarıyla ilgili haklar konusundaki hükümlerini ve bunların yerine getirilmesini, emin yani güvenilir olma sıfatını kazanan, yeryüzünde halife olan insanlara, baskı ve zoraki değil, gönül rızasıyla veriyor. Bunun için emin ve güvenilir olan kazanıyor, hainlik veya nankörlük eden ise kaybediyor.

İMAN BORCU

Adil yönetim; hukuk ve ahlak ile olur. Bunlara riayet hem bir kabiliyeti hem de o emaneti yüklenmeyi sağlayan ehliyet ve liyakati gerekli kılar. Yönetim bir emanettir. Müminlerin, Allah’tan gelen İslam’ı muhafaza etmeleri, iman borcudur ve kulluğun gereğidir. Onlar, imanlarından aldıkları şuurla, hayatlarının her safhasında din ve düzen olarak İslam’a sadık kalırlar. Onlar bilirler ki, Allah’a ve Resulü’ne muhalefet etmek, bile bile İslam emanetine hainlik etmektir. Çünkü Rabbimiz Allah, Enfal Sûresi 27. ayette, “Ey iman edenler; Allah’a ve Peygamberine hıyanet etmeyin ve bile bile size emanet edilen şeylere hıyanet etmeyin” buyuruyor. Mümin; hem Allah’tan gelen İslam emanetini korur hem de insanların haklarıyla ilgili konularda hukuk ve ahlaka riayet eder. Hayat; iman ve cihattan ibaret bir imtihandır. Selam hidayete tabi olanlara…

Yazar Hakkında

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir