Bismillahirrahmanirrahim

Âlemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim olan Allah’a hamt, Peygamberimize, âline ve sahabelerine salât ve selam ederiz.

Milli Görüş hareketinin başladığı 1969 yılından itibaren Erbakan Hoca’mızın en yakınındaki isim, Oğuzhan abimiz… Vefatının birinci yılında onu rahmetle andık. Milli Nizam, Milli Selamet, Refah, Fazilet ve Saadet kervanında onu hep önlerde gördük. Erbakan Hoca’mızın ifade ettiği gibi, açıları sağlam bir Müslüman’dı… Onun tek derdi İslam’ca yaşamaktı. İslam akidesinden, Kur’an ve sünnetten, istikametten ve maneviyattan taviz verilmesine göz yummazdı. Böyle bir eğilim gördüğünde, gücü nispetinde düzeltmeye çalışırdı. Bu konuda kınayanın kınamasına itibar etmezdi. Allah’ın rızasından başka bir şey talep etmez, hayırdan başka bir şey murat etmezdi. Hak bildiği yolda, doğruluğuna inandığı hususlarda, şuurlu bir şekilde kararlılık içinde olmuştur. Tam bir mücadele adamıdır. Erbakan Hoca’yla genç bir doçent olduğu 1954 yılında İTÜ’de namaz kılarken tanışırlar. Siyaset hayatına MNP’nin Ankara İl Başkanı olarak başlar. MSP’nin kurucuları arasında yer alır ve Genel Sekreteri olur. Meclis’e ilk kez 1973’te Ankara Milletvekili olarak girer, 10 aylık CHP-MSP Koalisyon döneminde İçişleri Bakanlığı, 2. MC Hükümeti döneminde de Sanayi Bakanlığı görevlerinde bulunur. 12 Eylül’ün daha ilk saatlerinde tutuklanıp Kirazlıdere Tutukevi’ne konur. Cezaevinde MSP’lilerin kaldığı Selamet Koğuşu’nun, Kutan’ın ifadesiyle sabık zaptiye nazırıdır. Yani gelen gazeteleri önce Asiltürk inceler, çıplak saydığı resimlere keçeli kalemle elbise giydirip, sonra koğuşa dağıtır. Asiltürk MSP kadrosu içinde en geç tahliye olanlardan biri olur, cezaevinden bir yıl sonra çıkar. 1987’de siyaset yasaklarının kalkmasıyla TBMM’ye tekrar girer ve sırasıyla RP, FP ve Saadetin karar verici kadrolarında, Erbakan’a en yakın isim olarak yer alır. Erbakan Hocamız, önemli ve zor işlerini Asiltürk üzerinden çözer. Asiltürk, Erbakan’ın 2011’de vefatından sonra Milli Görüş hareketinin ve Saadet Partisi’nin YİK başkanı olarak seçilir. O hep vefalı olmuştur. Şuurlu kadroların korunmasına önem vermiş, dertleriyle ilgilenmiştir. Teşkilat eğitimlerinde istikametin muhafazasına yönelik olarak, “Sosyal Yapının Güçlendirilmesi” ve “Hakka Sahip Çıkmak” seminerlerini vermiştir. Erbakan Hoca’mızın “Şuurlanma, Çelikleşme ve Üretim” hamlelerini sahiplenmiş, şuurlu bir toplum oluşsun diye “Şuur Derslerinin” başlatılmasına önem vermiştir.

OĞUZHAN ABİMİZ VE MİLLİ GÖRÜŞ

OĞUZHAN ABİMİZ VE MİLLİ GÖRÜŞ
Oğuzhan abimiz bir makalesinde şöyle der: “Milli Görüş hareketi mücadelesine başladığı Ekim 1969’dan bugüne kadar, yarım asırdır, teşkilat yapısında birliği korumayı başarmış ve birlik içerisinde siyaset üretmenin bereketini görmüştür. Hareketimizin en tepe noktasından en alt kademesine kadar var olan fikir birliği, en güçlü yönümüzdür. Farklı fikir ve akımlardan etkilenen değil, farklı fikir ve akımları, kendi fikir yapımız içerisinde değerlendiren bir düşünce yapısına sahibiz. Bu hassasiyet Milli Görüşün, olmazsa olmaz, kuralıdır. Bizler Müslüman’ız. Düşüncelerimizin Müslüman kimliği ile uyumlu ve inanç değerlerimize uygun olması tabiidir. İnancımız, şahsi hayatımızda da, sosyal ve siyasi hayatımızda da değerlerimize uygun düşünmemizi gerektirir. İnsanlık tarihine baktığımız zaman görüyoruz ki toplumlar kendilerini yaratan sonsuz merhamet sahibi âlemlerin Rabbini unutup, O’nun emir ve yasaklarına uymayı terk ettikleri zaman, mutlaka bir zalimin zulmü altında perişan olmuşlardır. Yeryüzünde İslam medeniyeti kurulup insanlar adil düzende yaşamaya başlayınca, Asr-ı Saadet, Hulefa-i Raşidin, Emeviler, Abbasiler, Selçuklular ve Osmanlılarla devam eden, 1150 sene bütün insanlık dünyada bir adalet düzeninde yaşadı. Hak ve adalete dayalı, adil bir düzen uygulayan güçlü bir devletin varlığı, bütün haksızlıkları, ortadan kaldırmaya yetiyor.

Zira böyle bir devlet mevcut olursa, o devlet yeryüzünün en ücra köşesinde bir zulüm yapılırsa, o zulmü önlemeyi kendine görev biliyor. Millî Görüş hareketi, İslam’ı fert, cemaat ve düzen bazında bir bütün olarak algılamış, siyasetten ekonomiye, sosyal alandan ahlaki alana kadar hayatın tüm alanlarında etkin ve tavizsiz bir İslami şuurlanmayı hedef almıştır. Milli Görüşçülerin asli görevi, bu tebliği yapmaktır. Allah’ın insanları Hakk’a çağıran bütün peygamberlerinin görevi de bu idi. Hakk’ı tebliğ etmek, gerçekleri anlatmak. Genç nesilleri ‘Önce Ahlak ve Maneviyat’ değerleriyle yetiştirmeye gayret eden Millî Görüş hareketi, birçok sıkıntılarla karşılaşmasına rağmen, tarihinin hiçbir döneminde, bu milletin bir gencinin bile burnunun kanamasına sebep olmamış bir harekettir. Milli Görüş hareketi aynı zamanda, Büyük Sanayileşme Hamlesiyle de memleketin dört bir yanını, temellerini attığı ve açtığı fabrikalarla donatmış, hem maddi, hem de manevi alanda kalkınmanın bir bütün olarak hayata geçmesini hedeflemiştir. Ekonomik alanda tam bağımsızlığı, üretme ve adil paylaşıma dayalı güçlü bir ekonomik sistemi hayata geçirmeyi hedefleyen Millî Görüş hareketi, ‘faizsiz bir ekonomik sistem’ modeli ile ekonomik sömürüye dur demek için gayret etmiştir.” Malıyla canıyla cihat ettiğine şahit olduğumuz Oğuzhan abimize tekraren Allah’tan rahmet diliyoruz.

OSMAN AKGÜN
Ankara’da genel merkezde bulunduğum süre içerisinde tanıma fırsatı bulduğum kıymetli insanlardan birisi olan, Osman Akgün ağabeyimiz de vefat etti. Hâlbuki daha birkaç gün önce 30 Eylül 2022 Cuma günü GİK toplantısında beraberdik, yan yana oturduk. Helalleştik. Osman abimiz, Milli Görüş lideri Erbakan Hoca’mızın 30 yıla yakın hizmetinde bulunmuş, korumalığını ve şoförlüğünü yapmış, yol arkadaşı olmuş, önemli işlerini takip etmiştir. Milli Görüş davasını dertlenmiş, Osman abimize Allah’tan rahmet, ailesine ve sevenlerine sabrı cemil niyaz ederiz.

NEDİM URHAN
Hürmet ettiğim, saygı duyduğum değerli hocam Nedim Urhan da Hakk’a yürümüş. Milli Görüş hareketinin sadık savunucularından Nedim hocam; mekânın cennet, derecen ali, vuslatın mübarek olsun. Selam hidayete tabi olanlara…

Yazar Hakkında

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir