Dolar 32,2247
Euro 34,9384
Altın 2.418,85
BİST 10.676,65
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Samsun 22°C
Hafif Yağmurlu
Samsun
22°C
Hafif Yağmurlu
Paz 19°C
Pts 21°C
Sal 22°C
Çar 22°C

Adayımız

24 Aralık 2022 05:13
159

Bismillahirrahmanirrahim

Âlemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim olan Allah’a hamt, Peygamberimize, âline ve sahabelerine salât ve selam ederiz.

Dünya hayatının, süresi ölümle sınırlanmış imtihandan ibaret bir ömür, ahiret hayatının da, dünya hayatının hesabı ve süresiz bir hayat olduğunu bilenler, bilirler ki, fert ve toplumların yüzleştikleri her olumlu veya olumsuz olay, elleri ile yaptıkları yüzündendir. Burada hesaba katılması gereken bir “külli irade” ve bir de “cüzi irade” vardır. Külli irade; kâinatın varlık ve işleyiş düzeni ile ilgili iradedir ki bu tamamen mülkün sahibi olan Allah Teâlâ’ya aittir. Bu iradeye varlıkların bir müdahalesi olamaz. Cüzi irade ise Allah’ın insana verdiği bir seçme veya reddetme iradesidir ki, bu irade ile insan hak ile batıldan birini seçer, diğerini de reddeder. Bu iradeyi kullanırken insan hiçbir zorlamaya muhatap olmaz. Çünkü insan, cüzi iradesi ile yaptığı tercihlerden sorumlu tutulmaktadır. İman edenin de inkâr edenin de yaptığı tercih, hür bir irade ile gerçekleşir. Mükâfatlandırma ve cezalandırma buna göre yapılır. Allah, insana telkin ve teklifte bulunur, ancak onu bu konuda zorlamaz. Uyarır ama tercihlerine müdahale etmez. Velhasıl insan imtihandadır ve imtihan olduğu konulardan birisi de siyasettir. Çünkü Allah, insanı yeryüzünde halife olarak yaratmıştır. İnsanın yeryüzündeki halifeliği; dinini, düzenini, yöneticisini seçmek, bunlara yönelik sorumlulukları yerine getirmekle ilgilidir. Siyaset; insanla ilgili bir kavramdır. İnsan; siyaset kavramı ile ifade edilen her konunun tek muhatabıdır. İnsan için siyaset fıtri bir konudur. Bunun için, mümin ve Müslüman olan bir insanın, siyasetle ilgili kendisine bir sorumluluk izafe etmemesi düşünülemez. “Müslüman siyaset yapmaz” sözü, cahilce söylenen bir sözdür ve böyle bir sözün İslam’da, Kur’an ve Sünnet’te yeri yoktur. Nedir siyaset? En genel anlamıyla siyaset; insana ve topluma İslam ile hizmet etme görevidir, insanların dünya ve ahiret saadetlerini sağlamak için yapılan hayırlı bir iştir. Siyaset; adil bir düzeni hayata ikame etmek, faizci zulüm düzenine engel olmak için verilen mücadeledir. Siyaset budur ve bunun en güzelini Müslümanlar yapmak zorundadır. Hemen belirtelim ki, insana ve topluma hizmetin en güzel şekli, “Kur’an’ın evrensel ilkelerine” ve “Nebevi modele” uygun olarak yapılanıdır. Günümüzde bu uygun yola Millî Görüş deniliyor. Bu kapıyı da Saadet Partisi tutuyor. Millî Görüş’e göre siyasi faaliyet; “kamuyu ilgilendiren işlerin adil bir düzenle yürütülmesi ve iktidar emanetinin ahlaki ve teknik anlamda ehline verilmesi” niyetiyle yapılır. Millî Görüşçüler; Saadet Partililer bu niyetle siyaset yapıyorlar. Kuşun ölüsünü dirisine tercih eden gafillerin bu gerçeği göremiyor olmaları, Millî Görüş mensuplarını yolundan alıkoymaz.

SAĞLAM DUVAR

Erbakan Hocamızın; “Sağlam duvar, sağlam tuğla ister” sözü, önemli bir gerçeği ifade eder. Adil devlet bizim sağlam duvarımızdır, adil liderlik veya devlet başkanlığı ise bizim sağlam tuğlamızdır. Bu konuya örnekliği bakımından Peygamberimizin şu hadisi önemlidir: “Benim ve benden önceki peygamberlerin durumu, bir ev inşa eden kimseye benzer. O kimse evi güzelce yapıp mükemmel hale getirmiş fakat bir köşede sadece bir tuğla yeri boş kalmıştır. İnsanlar bu evi dolaşırlar, ona hayran olurlar ve şöyle derler: ‘Keşke şu tuğla da yerine konulmuş olsaydı.’” Allah Resulü, sözlerine şöyle devam etmiştir: “İşte ben o tuğlayım. Ben peygamberlerin sonuncusuyum.” (Buhari ve Müslim) Adil devlet; İslam ile kurulur, adil devleti kuracak olan da adil bir liderlik ve kadrosudur. Bu görevin önderleri her zaman, peygamberler ve onlara inananlar olmuştur. İnşa ettikleri yapı; Saadet Binasıdır. Peygamberimiz ve arkadaşları bu zincirin son halkasıdır. Millî Görüşçüler olarak bizler; Peygamberimiz ve arkadaşlarının bize emanet ettiği bu Saadet Binasının emanetçileri olarak, onlar gibi inanmaya, onlar gibi yaşamaya ve mücadele etmeye gayret ediyoruz. Yüklendiğimiz emanet, şuurlu müminlerin dışında kimsenin taşımaya cesaret edemediği ağır bir yüktür. Yükümüzün kıymetini bilenlerden olmaya çalışıyoruz. Adil bir devlet için adil bir yönetim, adil bir yönetim için adil bir devlet başkanı gereklidir. Mücadelemiz; adil devlet, adil yönetim ve adil devlet başkanlığı içindir.

VASIFLAR

Türkiye’de iktidarın adı, tek kişilik hükümettir. Önümüzdeki seçimlerde seçilecek olan cumhurbaşkanı yine “tek kişilik hükümet” yetkisi ile seçilecektir. Bu sistem yasalarda “Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi” olarak tanımlanıyor. Bu sistemde cumhurbaşkanı, yürütme yetkisini tek başına kullanıyor. Kullandığı yetkiler bakımından da denetlenmesi zor bir güce sahip oluyor. Bu bakımdan cumhurbaşkanı adayı yapılacak kişinin, hakkı üstün tutan ahit ve akitlerine sadık, emin, marufa sarılan, münkerden kaçınan, adil ve güzel ahlak sahibi bir kimse olması zaruridir. Birlikte yürüdüğü arkadaş ve müttefiklerini “köprüyü geçene kadar” mantığı ile idare edecek, karşıya geçtikten sonra köprüyü yıkarak yanındakileri karşı tarafta bırakacak bir kimse, herkes için, Türkiye ve milletimiz için büyük bir yıkım olur. Bu mesele çok boyutlu ciddi bir meseledir. “ Altılı Masa” liderlerinin üzerinde ittifak edeceği en önemli konu belki de budur. Şu ana kadar yapılan çalışmaların gerçekleşip gerçekleşmeyeceği buna bağlıdır. Bunun için belirlenecek cumhurbaşkanı adayının emin, ahit ve akitlerine sadık birisi olması, diğer özelliklerinden önce gelir. Çünkü bu aday seçildikten sonra, fert ve toplumu huzura kavuşturacak maddi-manevi değerleri koruyacak, adil bir düzeni esas alıp yürütecek, temel hak ve özgürlükleri tehdit eden faiz dâhil bütün kötülüklerle mücadele edecektir. İktidar gücü bu bakımdan bir “emanet” ise bu emanet mutlaka ehline verilmelidir. Ehliyetin şartı ise emin ve adalet sahibi olmaktır. Selam hidayete tabi olanlara…

YAZARIN EKLEMİŞ OLDUĞU YAZILAR
27 Mart 2024 06:14
25 Ekim 2023 10:01
2 Ağustos 2023 09:09
29 Temmuz 2023 15:10
22 Temmuz 2023 12:40
19 Temmuz 2023 08:12
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.